Utangaçlık

Utanmak, bazen hayattan alacağın mutluluğu kısıtlar, bazen ise seni daha ahlaklı bir insan yapar. Ahlaklı… Kime göre? Ahlak nedir?

Tüm hayatındaki gelişimini düşün. Yaptıklarını ve yapacaklarını. Olmak istediklerini…

Yabancı dil bilgin, genel kültürün, okuduğun kitaplar, kariyer umutların, insanlar ile olan ilişkilerin, kazandığın ya da kazanacağın saygı-sevgi…

Bunların hepsini 0,x ile çarp. Çünkü utangaçlık bunu yapıyor. Kendini tanıtamama; bilgini, kültürünü, yeteneklerini satamamaya utangaçlık diyoruz.

Biraz daha yakınlaşacak olursak, utangaçlık senin iş görüşmelerini mahveder, sevdiğin kişiye açılmanı engeller. Hatta bazen bir mağazadan almak istemediğin şeyi satın alarak çıkmana sebep olur. Belki sırf bu yüzden alışverişten nefret edersin.

Utangaçlık senin kodlarındaki açık kapıdır. Onu senden başkası keşfederse sömürülebilirsin. Maalesef bugüne kadar seni sömüren de bu açığını kullandı. Evet kabul et, seni de sömürdüler.

Utangaçlık, derslerini de etkiler. îş hayatındaysan, iş toplantılarını da negatif etkiler. Anlamadığın bir şeyi soramazsın. Utangaçlık yüzünden İngilizce konuşamazsın ya. Dahası var mı? Ödün kopar iki cümle kurmaya. Ağzını açsan “I am an öküz” diyeceksin sanki. Nedir ki korkun?

Utangaçlık hayatta hep birine, utanmayan birilerine yaslanmanı gerektirir. Senin cesur dediğin insanlar aslında sadece senden daha az utanan insanlardır.

Ha hiç mi utanılacak bir şey yapmazsın? Yapacaksın, yapmış-sındır. Ama onları üzerinde taşıma artık. Sırt çantandan çıkar at onu.

Utançların sana ders versin. Ve umarım ömür boyu çok da utanacağın şeyler olmaz. Çünkü onunla yüzleşip sırtından indirmedikçe sana ağır bir yük olacak.

Nelerden utanabilirsin?

1.    Kendinden (Durumundan; kariyerin, maddi imkânların, fiziksel görüntün vs.)

2.    Ailenden (Onların kim olduğundan, maddi gücünden vs.)

3.    Geçmişinden ve yaptıklarından

4.    Yapamadıklarından ve olamadıklarından

Utangaçlığa sahte çözüm üretenler vardır. Bazen kabalaşırlar, bambaşka birine dönüşürler, bazen rol yaparlar, sahte anılar üretirler.

Yeri gelmişken; utangaçlık ile çekingenlik, sanıldığının aksine, farklı şeylerdir.

Çekingenlik, senin yapacaklarını engeller ve genelde henüz olmamış şeyler ile ilgilidir.

Utangaçlık ise, olmuş ve iz bırakmış şeylerden beslenir.

Utangaçlık, sahne korkusunu besler. Okulda tahtaya kalkamazsın, sevgili adayın hep aday adayı kalır, mülakatlarda kendini anlatamazsın ve bir kâğıt olarak kalırsın; iş hayatında sunum yapamazsın, arkadaş ortamında o muhteşem bilgilerini ve genel kültürünü gösteremezsin.

Tam bir konuda sana muhteşem bir pas açılır, sen “Aman rezil olursam?!” diye utanırsın.

Şimdi tam burada duralım. Sahneyi hayal et. Çok keyifli, güzel, yakışıklı, eğlenceli arkadaşların ve sen. Buluşmuşsunuz, ortam mutluluk hormonu dolu. Yılların eğlenceli kankaları süper anılar anlatıp güldürüyor herkesi ve sonra kamera sana dönüyor.

Bazen insanlar bu tür ortamlarda birçok şeyden utanır:

1.    Eğlenmekten utanır. Hakkı değilmiş gibi hisseder. Çocukluktan gelir bu. Youtube’da hazırladığım bir “aşağılık duygusu” videosu var, izlemeni öneririm.

2.    Gülüşünden utanır, belki dişlerinden ya da ağzından…

3.    Bildiğini göstermenin ukalalık olacağını ve dışlanacağını düşünür. Ya da hata yapıp rezil olmaktan utanır.

Ailesinden utandığı için mezuniyet tarihi hakkında yalan söyleyen ve sonra içine dert olan öğrencim var. Neden bana anlattığını sordum, dedi ki: “Babama benziyorsunuz.” İtiraf etti güya babasına, içindekini döktü bana da…

Bazen ise aile yapar bunu beynine. Yani utangaçlık tohumunu aile eker. Örneğin, seni dışarıda başkalarının önündeyken azarlaması, seni daha az deneme-yanılmaya yönlendirir. Çünkü az denersen, az hata yaparsın. Bu sebeple de dünya, senin için asla keşfedilemez bir yer olarak kalır. Teşekkürler güzel ebeveynler…

Kimi insan dışarı çıkmaya utanır. Giyinme tarzına eleştiri gelmemelidir. Utanmamalıdır. Kıyafetinden utanır. Başörtüsünden ya da kısa eteğinden utanır. Hiç dans edemez. Çünkü rezil olmaktan utanır. Hep izler. Dizilerde izler güzel cesur teklifleri, aşkları, duyguları… Belgesellerde izler o çok merak ettiği yabancı ülkeleri… Çünkü o İngilizce de konuşamaz. Ya “I have been…” yerine “Öğ höğ löğ…” derse değil mi? Ne kadar önemli bu!

Halbuki en fazla ne olabilir? “Bir bardak su alabilir miyim?” yerine tuvalet pompası mı çıkacak ağzından?

Utangaçlık seviye seviye çözülebilir.

utangaçlık

1.    İlk adım, kabul et. Diyorum ki: “Bak, sunum yapmaya utanıyorsun.” O diyor ki: “Yok hocam, sadece bugün böyle.” Hayır, kabul et lütfen, sen utangaçsın.

2.    Utandıklarını listele! Dış görünüş mü? Sağlık ile ilgili bir şey mi? Seninle aynı durumda olan insanlar nerede peki? Niye onlarla mutlu olmayasın bir yandan? Ama yalnızca bir yandan. Çünkü sen izole olmayacaksın. Sen herkese ulaşmalısın. Bunu yenmen için sana elli kere dedim, Youtube ile ulaş herkese. Emin ol şu an milyonlarca izlenenlerin, senden tek farkı utanmaz olmaları.

3.    İyi olduğun alanları bul.

4.    Seni utandıranları bulalım mı? Birileri sürekli seni baskılıyor olabilir mi? En azından onların senin üzerindeki etkilerini azalt-sak mı? Burada Eleanor Roosevelt’in güzel bir sözünü hatırlatmak isterim: “Kimse izniniz olmadan sizi değersiz hissettiremez.”

5.    Seni, yani sen l.O’ı tanıyan insanlardan farklı bir çevreye gir. Örneğin, il değiştirip başka üniversitede okuyan öğrencilerde çok daha kolaydır utangaçlığı yenmek. Çatır çatır İspanyolca sohbet eden kadın öğrencim var ama Türkiye’de çekingen. Çünkü orada yeni biri oluyor.

6.    Genel kültürünü geliştir ve en önemlisi anlatmak istediğin o şeyi nasıl söyleyeceğini geliştir. Çünkü utangaçlığının sebebi söyleyecek bir şeyin olmaması da olabilir. Cahilsindir. (Hakaret olarak alma lütfen.) Kişisel gelişim kitapları önerdik. İçlerinde bir tanesi var ki adını tekrar tekrar söylemeye çekiniyorum:) Ama Ted Gibi Konuş’u. da oku lütfen. Satmayı öğren. Satacak bilgin olsun ve o bilgiyi satabil.

7.    Rüşvet… Kime? Kendine! Kendini cezalandırmayı biliyorsun. Şu an ne dediğimi de iyi anlıyorsun. Kendini yıllarca öyle güzel cezalandırdın ki… Ama şimdi sırada ödüller var. Bir parça kendini şımart. En son kendine ne hediye aldın?

8.    işte mega tavsiyem: Taç giy. Kral ve kraliçemizin önünde eğil. Aynada… Unutma, sadece x yıl kaldı. Sen öldükten sonra kaygılandığın, çekindiğin, utandığın her şey bir pamuk uzakta olacak. Lütfen kendini bu dünyanın merkezinde bul. Senden önemlisi yok. Sen yapmazsan kimse yapmayacak. Kimse sana hediye etmeyecek o beklediğin güzellikleri. Kalk ve al. Kalk ve yaşa, kalk ve git.

9.    Sana doğru giden yolun açık olsun. Sende görüşürüz:)

Haluk Tatar


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir