Toplumsal gelişim, aslında her ülke ve millet için farklıdır. Çünkü bir ülkenin kültür ve ahlak açısından gelişimi hâlâ 1600’Iü yıllarda iken, başka bir ülke 2000’li yıllara ulaşmış olabiliyor. Toplumun gelişiminde etken olan araçlar eskiden kitaplar iken, şimdi internet var. Arada çok kısa bir süre için televizyon rol oynadı. Geri kalmış ve gelişmeye çabalayan ülkeleri hâlâ televizyon ile yönetebilirsin. Çünkü algı yönetimi için mükemmel bir araçtır televizyon. En azından bir süre daha böyle devam etmesi muhtemeldir. Hitler’in İkinci Dünya Savaşı boyunca radyonun gücünden faydalandığı bilinen bir gerçektir. Amerika ise yıllardır Hollywood filmlerini kullanır.

Tarih kitapları bile toplumsal gelişimi etkilemek için kullanılır. Hemen bir önceki cümleye bağlayayım. ABD 40 milyon civan Kızılderili’yi öldürmüştür. Aslında onları bu kelime ile nitelemek bile yanlıştır. Çünkü Kızılderili yerine kullanmamız gereken asıl kavram “gerçek Amerika yerlisi” olmalıdır. ABD, Kızılderili kellesi getiren vatandaşlarına her kelle başına resmi olarak 5-6 dolar veriyordu. Televizyonda ve sinema filmlerinde bize hep ezilen, mağdur ve tehdit altında gösterilen iyi yürekli kovboylann asıl mesleği kafatası avcılığıydı. Cengizhan ailesinin kara vebayı başlatmasından sonraki ilk biyolojik silah Kızılderililer üzerinde denenen çiçek hastalığıdır. Topraklarından sürülen Kızılderililere yardım amacıyla dağıttıkları battaniyelere özellikle çiçek mikrobu bulaştırarak birçok insanı öldürdüler. Sırf Kızılderililer yemesin, açlıktan ölsünler diye başlıca yiyecekleri olan milyonlarca bizonu topluca öldürdüler. Ama ABD tarih kitapları ne bunları çok fazla paylaşır ne de Avrupa’yla birlikte milyonlarca insanı köle olarak sattıklarını. Köle pazarında satılan milyonlarca siyahi insanın, kat kat fazlası nakliye gemilerinde ölmüştür.

Biz ise Hollywood filmlerinden “pis zenci” ve “vahşi Kızılderili” kelimelerini öğrendik. Bizim toplum bile binlerce kilometre ötedeki, mazlum kovboylara özendi. Kimse soykırıma uğrayan Kızılderililerden olmak istemedi. Bu filmler TRT devlet televizyonu tarafından 2018 yılına kadar her pazar günü yayınlandı. Özetle; bizim toplumsal gelişimimizde de bolca yanlış gördük.

Dolayısıyla ilkönce televizyonlar düzelmeli. Çünkü en büyük eğitim organı televizyon. Sonrasında kanunlar değişmeli. Eğitimden kaçıp cahil kalmak isteyen korkmalı. Yoksa motive olmayacak. Eğitim sistemi ilköğretimden itibaren gereksiz derslerden kurtulup toplum saygısını öğretmeli.

Bir kadını dövmenin cezası nedir hiç merak ettin mi? Peki günlerce ve düzenli dövmenin? Peki kadın, kocasını polise şikâyet ettikten sonra kocasının yine dövmesinin cezası? Peki tüm bu olanların sonunda kendisinden boşandı diye adliyenin hemen çıkışında kadını öldürmesinin cezası nedir sizce? Tecavüzün cezası nedir? Cinsellik, en büyük sorunumuz. Bizim toplumumuzda maalesef kadına, çocuğa ve hayvana tecavüz görülüyor. Maalesef bunları okuyoruz ve izliyoruz. Cezaları daha da ağırlaştırılmalı. Eğitim düzeltilene kadar bizim yarınlarımızı ve insanlarımızı yasalar korumalı. Tecavüzün cezası, tacizin cezası, şiddetin cezası tek olmalı, ömür boyu hapis olmalı bence. Toplumdan çıkaracaksın onu hemen. Bu kadar ağır ve net olacak ki aklına bile getirenlesin. Kim itiraz edecek? Birisi çıkıp “Hayır ben eşimi düzenli olarak dövmek isteğindeyim, bu ceza fahiş” mi diyecek?

Aynı önerim trafik için de geçerli. Kırmızı ışıkta geçmenin, yaya geçidinde durmamanın, emniyet şeridi kullanmanın, makas atmanın… Artık benzer ne varsa, hepsinin cezası aracın sürücüden alınması olmalı. Para cezası değil. Sürdüğü aracı almalısın elinden. Süremesin. Ehliyeti alsan ne olur? Ehliyetsiz sürüyor o ayı. Ha bak alkollü araba kullanmanın cezası, yine ömür boyu hapis.

Toplumsal gelişim eğitimden geçer doğru ama o eğitimi verecek öğretmenler yetişmiyor, öğretmenler idealist bir bakış açısıyla ve toplum refahını yükseltme amacıyla yola çıkıyorlar. Bir süre sonra hedef, “KPSS ile kapağı bir yere atıp garanti memurluk’ yönünde bir gelişme gösteriyor. Müfredat çok eski zaten. Çocuklann interneti tanımadığı yıllardan kalma köhnemiş ve eski müfredat var. Onu da değiştirmek lazım. Çünkü gelişime kapalı öğretmenin sığınacağı şey müfredat oluyor. Gerçek toplumsal gelişim, iyi bir eğitimle ve yasaların gücüyle olur.

Bazen bizim ülkenin Youtube trendlerine bakıyorum. Muhtemelen sen bu kitabı okurken de, Youtube Trendler sekmesinde yani en fazla izlenen ilk 50 video bölümünde yine aynı ya da çok benzer şeyler olacak. Dizi özetleri, dizi fragmanları, iki üç şarkı, birkaç ergenin ürettiği ve tamamen genç beyinleri zehirleyen sözde eğlencelik videolar. Ülkenin toplumsal gelişimi buradan da baltalanıyor maalesef. Elbette kaliteli içerik üreten de var. Ama maalesef Youtube, o kanalları öne çıkartmıyor. 

Kendince haklı olarak, kendisine para kazandıracak olan içerikleri insanların gözüne sokuyor.

Eskiden tiyatro vardı. Toplumsal gelişimin temeli tiyatrodan olurdu. Bak Antik Yunan dönemi değil kastım, Osmanlı döneminde bile tiyatro önemli idi. Sinema tiyatroyu tahtından etti. Televizyon da sinemayı… İnternet de televizyonu… Sırada interneti yerinden edecek şey var. Halkımızın yüksek adrenalin seven ama koşmaya üşenen kısmı, fanatik futbol seyircisi oldu. Bir Barselona ya da Malmö seyircisini, yanında oturan adamı ya da çakmağını sahaya fırlatırken göremezsin. Bizde ise durum vahşet. Döner bıçağını bir önceki maç kaptırdı diye tuvaletteki pisuarı söküp sahaya atıyor. Futbol maçlarında küfür eden, hakaret eden takımı seyircisiz oynatacaksın. Bak nasıl adam oluyorlar tek tek. Dediğim gibi, gerçek toplumsal gelişim iyi bir eğitimle vc yasalarla olur.

Yeni fikir ve girişim üretmeye yani ARGE’ye para akıtacaksın. İşsizlik çözülecek. Bunun için herkes kendi kültürüne göre iş yapacak. Köye geri dönüşü sağlarsan işsizlik çözülür. Piknik alanlarını sanat ve spor ile buluşturacaksın. Spor salonlarını ç0. ğaltacaksın. Mangal yapılan tüm yeşillikler dolu. Mangalın yasak olduğu yerler boş.

Bölünmeleri engelleyeceksin. Sağ-sol meselesi ya da Türk-Kürt sorunu yoktur. Yalnızca bu tip uydurma sorunlardan 1960’lı yıllardan beri ekmek yiyen vatan hainleri vardır. Bu ABD’nin ve İngilizlerin istediği şeydir. Genellemeleri engelleyeceksin. Din ve özgürlükler arasında denge kuracaksın. Kıyafetler ve önyargılar ile ilgili liderler tarafsız kalmayacak. Onlar dengeyi sağlayacak.

Yasalar ve toplum vicdanı önünde mini etekli olan da türbanlı olan da eşit olacak, öyledir zaten de, ben yine de yazayım işte. Siyasi partilerin propaganda ya da şov amaçlı kutuplaşma oluşturmasını engelleyeceksin.

Toplumun sergi, müze, seminer kavramlarını anlaması ve sindirmesi lazım. Bizde müze “eski şeylerin olduğu yer” diye bilinir. Koç Müzesini gördün mü? Hayır. Ama devlet müzeleri içler acısı durumda. Berlin’de sadece kültür sanat müzelerini gezmek bir hafta alır.

Sözde patates aydınlar “Biz Batının gerisindeyiz” der. Sanırsın Doğunun çok ilerisindeyiz.

Bizim toplumda eğitim ile öğretimin farkını bilmeyiz. Bunları aile mi verecek, öğretmen mi, onu da bilmeyiz. İkisi birbiri ile notlar dışında haberleşmez. “Bizim çocuğun notları niye düşük?” Böylelerine bir sormak lazım: “Senin notlar nasıl? Babalık notun? İletişim notun? Genel kültürün?” Ya öğretmen? Sigara-çay kokan öğretmen sınıfa girince “Açın kitapları, aynısını okuyalım” diyor. Bu şekilde ne gelişecek?

Yasalar şiddet seçeneğini toplumun elinden almalı. Çocuğunu döven aileler, öğrenciyi döven öğretmenler, ambulans şoförünü döven emniyet şeridi ayıları… Yaya geçidinde dayak yiyen adam var. Düşün ya! Yaya geçidinde durmamış, bir de dönüp geçen yayayı dövmüş.

Saygı eğitim ile gelmeyecek bize. Yasa gerekli. Kaldırıma park eden ayının arabasını al, bak ne oluyor. Youtube üzerinden uyuşturucuyu özendirene ömür boyu hapis ver. Sonra izle bakalım neler oluyor.

Eğitim ile değişmeyen toplum ancak yasalar ile gelişecek. Çok üzgünüm.

Haberlerde görüyoruz, kimisi aynı suçtan defalarca yakalanmış, artık uzman olmuş. Hâlâ aramızda geziyor. Birinin canını alana kadar aynı hatayı yine yapıyor.

Ne zaman yaya geçidine gözün kapalı inebilirsen, işte o zaman gelişim tamamlandı demektir.

Haluk Tatar


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir