Stresin beyin üzerindeki etkisi


Stresin zekayla ilişkisi gerçekten incelemeye değer. Zekanın ilk başlardaki kısır tanımı, yerini “varoluşçu zeka” tanımına bırakmış durumdadır. Buna göre, kişi kendisini hayatta karşılaşabileceği olaylar ve durumlara karşı savunabiliyorsa, sorunları çözebiliyor ve olumsuz durumlarla başa çıkabiliyorsa zekidir. Bu kuramdan yola çıktığımızda görüyoruz ki stres de günlük hayata sıklıkla karşı karşıya kaldığımız bir duygu durumudur ve stresle başa çıkabilmek de belli bir zeka kapasitesini gerektirir.

Zekayı kullanmadığımızda ve çözümler üretmekten uzaklaştığımızda, yani stresle yüzleşmekten kaçındığımız durumlarda stresin zeka kapasitemizi engellediği, hatta bozduğu, bilinen bir gerçektir. Yüksek ve sürekli stresler, strese karşı savunma sistemlerimizi de durdurur. Dolayısıyla, ciddi bir stres durumunda fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak zayıf düşeriz. Birey olarak strese verdiğimiz tepki, aslında bir tür uyum ifadesidir. Zeka tanımlarında da yer alan en vurucu ifade, “yeni durumlara, olaylara ve uyaranlara uyum gösterebilme becerisi” ifadesidir. Yani karşılaşılan olaylara ve durumlara karşı verdiğimiz tepkidir. Bir diğer ifadeyle zeka, “akılcı davranışlar geliştirilen, başa çıkma stratejileri oluşturan bir sistemler bütünüdür.”

The Times gazetesinin haberine göre, stres çocuklar için de yararlı ve onların hayata hazırlanmalarına yardımcı olan bir duygu durumu. Çocuklar için hayatlarında karşılaştıkları stresli durumlar, onları ilerideki yaşamlarına daha iyi hazırlar ve karşılaştıkları sorunları çözmeleri konusunda daha güçlü olmalarını sağlar. Bu anlayışa göre de çocukların hayatını kolaylaştırmaya yönelik aşırı koruyucu ebeveyn tutumları son derece yanlıştır. Bu tutum onları korumaktan çok, olaylara ve durumlara karşı hazırlıksız yakalanmalarına yol açabilir. Her davranışları onaylanan ve takdir gören çocuklar kendi hayat deneyimlerini oluşturmakta yetersiz kalabilirler.


Kendi kendilerine karşılaştıkları sorunu çözme konusunu başaramayan çocuklar,ailelerinin verdiği yanlış motivasyonla ve onların hayatı kolaylaştıran abartılı destekleriyle gereksiz bir öz güven duygusuyla yetişiyorlar.Bu şekilde yetişmiş çocuklar ‘Öz güven Jenerasyonu’ yani ‘Öz güven Kuşağı’ olarak tanımlanıyor.Bu tip bir öz güvenin sahte bir duygu olduğu,çocukların gereksiz yerlerde ciddi tehlikelerle karşılaşabileceği belirtiliyor.Zira kendi kendilerine kazanamadıkları bir başarı ve öz güven duygusuyla hareket etmek, çocukların olayların getirecekleri riskleri doğru hesaplayamadan yetişmeleri ve gözü kara olarak her olaya atılmaları anlamına geliyor.

Amerika’da bulunan San Diego Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada 1982 ve 2006 yılları arasında 16 bin öğrenci inceleniyor.Araştırma kapsamında ‘ ben dünyayı yönetsem dünya daha iyi bir yer olurdu’ diyen çocukların son yirmi yılda %30 oranında artmış olduğu sonucuna ulaşılıyor.Aynı araştırmaya göre 1950 yılındaki gençlerin sadece %12’sinin aklından geçen ‘ben önemli biriyim’ düşüncesi 1980 yılındaki gençlerin %80’i tarafından paylaşılıyor.
Bütün bunlara bakıldığında stresin ve stresli durumlarla başa çıkma mücadelesinin ciddi yararları var:
New York Buffalo Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre stres, kortizol hormonu salgılanmasını artırarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor.Hafizayı güçlendiriyor.

Amerika Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre hafif stres yaşayan kadınların dünyaya getirdikleri bebekler normalden daha fazla gelişmiş olarak doğuyorlar ve dil becerileri daha gelişmiş oluyor.

Stanford Üniversite’sinin yaptığı araştırmaya göre, stres bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve stres arttığında vücudun enfeksiyonla mücadelede daha başarılı olduğu görülüyor.

Teksas Üniversitesi’nin araştırmasına göre,stres, salgılanan Oksitosin hormonunu artırıyor.Bu da kişinin korktuğu zaman yakınındaki kişiye kendisini daha yakın hissettiğini gösteriyor.

Northumbria Üniversitesi’nden doktorlar,stres eksikliğinin kişinin kendisini boşlukta hissetmesine yol açabildiğini söylüyorlar.

Hayatlarında sürekli bir işle meşgul olan insanların, stres azaldığında kendilerini kötü hissettiklerini belirtiyorlar.
Stres,hep vurguladığımız gibi dozu iyi ayarlanması koşuluyla vücudumuz için ‘’olmazsa olmaz’’ bir duygu durumudur.

Serap Duygulu


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir