Şizoid Kişilik Bozukluğu Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Asosyal özelliğiyle tanınan şizoid kişilik bozukluğu hastaları, ilişkilerde uzak olmayı, insanlarla bir arada olmamayı tercih ederler. Bu grubun ilginç özelliği, klinik tedaviden kaçmalarıdır. Bu yüzden haklarında istatistik tutulamamaktadır.

Bir kişinin kendi ve diğer insanlar hakkındaki düşünme ve davranış kalıpları bize kişilik kavramını açıklamaktadır. Söz ettiğimiz kişilik kavramından yola çıkacak olursak, kişiliği oluşturan düşünce ve davranış kalıplarındaki sorunlar da kişilik bozukluklarına aslında bir temel oluşturmaktadır. Kişilik bozuklukları, ergenlik ve erken yetişkinlikte başlamakta ve kişinin içsel yaşantıları ve davranış kalıplarıyla şekillenmektedir.

Bu davranış kalıplarıyla şizoid kişilik bozukluğunu açıklamamız gerekirse, bu kişilerin duygularını açıkça ifade edemediğini, sosyal ilişkilerinin çok az olduğunu ve kişililer arası ilişki kurmakta oldukça güçlük yaşadığı söylenebilir. Şizoid Kişilik Bozukluğu tıpkı diğer kişilik bozuklukları gibi erken yaşta başlamakta ve belirtiler bu dönemlerde kendini göstermektedir. Kişi, erken yaşta sosyal ve duygusal olarak kendini diğer insanlardan uzak hisseder. Yani sosyal olarak diğer insanların hissettikleriyle kendi hisleri arasında bir ilişki kuramaz. Genellikle sosyal aktivitelerden kaçarak, bireysel aktivitelere yönelim gösterirler. Şizoid kişilik bozukluğuna sahip kişiler, yanlış bilinenin aksine gündelik işlerde bir sorun yaşamazlar. Ancak gündelik işlerini yaparken, diğer insanlarla bağ kuramazlar.

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?

  • Aile içinde bile diğer üyelerden uzaklaşmayı tercih ederler. Ebeveynleri dahil olmak üzere kardeşleriyle iletişim kurmaktan kaçınırlar. Herhangi bir ortak etkinliğe birlikte katılmayı istemezler. Odalarına çekilirler ve yalnız başına kalmak konusunda ısrar ederler.
  • Tek başlarına yapabilecekleri soyut etkinlikleri tercih ederler. En fazla ilgi duydukları konular, matematik, felsefe ve bilgisayar yazılımlarıdır. Bu hobileri aşk ile yapmazlar. Sadece kendilerini diğer insanlardan uzak tutmak adına bu işlerle ilgilenirler.
  • Zahmet isteyen uzun soluklu ilişkilerden ve karşı cinsle arkadaşlık kurmaktan kaçınırlar. Bu gibi flört etkinliklerinin fazla çaba istediğini düşünerek ne cinsellik için ne de daha farklı ilişkiler için uğraşmayı istemezler. Neticede karşı cinsle yapılacak tüm faaliyetler kendi yalnızlığını ortadan kaldıracak ve sosyalleşmesini gerektirecektir. Şizoidlerin hiç tarzı değildir.
  • Katılmak zorunda oldukları iş yemekleri, aile üyelerinin bir arada olduğu özel günler gibi toplu birlikteliklerde keyifsiz bir şekilde sessizce otururlar. Ne olursa olsun ortama ayak uydurmayı denemezler.
    Arkadaşlık kurmayı istemezler. Onlar için en iyi çevre çekirdek çevresini oluşturan yakın aile üyeleridir.
    Başkalarının kendisine yönelik yaptığı komplimanları veya eleştirileri aynı tepkisizlikte dinler ve dönüt vermekten kaçınırlar.
  • Duygularında aşırılık yoktur. Diğer insanlar gibi yüksek sesle gülme, hıçkıra hıçkıra ağlama veya bağıra bağıra kızma özellikleri yoktur. Yanlarında olup biten komik, acı veya ilginç olaylara karşı nötrdürler.

Şizoid Kişilik Bozukluğu Olan Kişiyi  Nasıl Anlarız?

• Eğer yaptıkları etkinlikler varsa, bu etkinliklerin çok azından zevk alırlar.

• Bu kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler, aileleri dahil olmak üzere yakın ilişki kurmaktan uzak dururlar. Herhangi bir yakın ilişkiye karşı da istek duymazlar.

• Bireysellikten uzak, bir topluluk ile yapılan aktivitelerden mümkün olduğunca uzak dururlar. Bu nedenle bireysel aktiviteleri seçmeye özen gösterirler.

• Cinselliğe karşı olan ilgileri ya çok azdır ya da hiç yoktur.

• Birinci derecede akrabaları dışında(anne, baba, kardeş) ilişkileri olmaz.

• Yaptıkları bir iş konusunda, diğer insanların övgüleri veya eleştirileri karşısında kayıtsız kalırlar.

• Ağlama, gülme, mutlu olmak, şaşırmak gibi herhangi bir duyguya yönelik tepki göstermezler. Yaşanılan durumlara pasif olarak yaklaşırlar. Kendilerini birinci dereceden etkileyecek duygusal bir olay olduğunda bile, beklenilen tepkiye uzak kalırlar.

Yapılan araştırmalara göre, şizoid kişilik bozukluğunun erkeklerde görülme olasılığı kadınlara göre daha çoktur. Bunun yanında bazı araştırmalar, şizoid kişilik bozukluğunun şizofreninin hafif bir formu halinde seyrettiğini söylemektedir. Ancak bu bozukluk, şizofreni gelişmedikçe gerçeklerle bağlantı halinde hareket etmektedir.

Şizoid kişilik bozukluğunun nedeni nedir?

Şizoid kişilik bozukluğu dahil olmak üzere, kişilik bozukluklarının nedeni tam olarak açıklanamamaktadır. Ancak hem genetik hem de çevre faktörlerinin şizoid kişilik bozukluğunun oluşmasına yol açtığı genel bir görüş olarak söylenebilir. Aile geçmişinde şizofreni olan kişilerin bu anlamda daha yatkın olabileceği görülmüştür. Ancak buradaki önemli bir nokta olarak, şizofreni ile şizoid kişilik bozuklu birbirinden oldukça farklıdır. Bu noktada birbirleriyle karıştırılmaması gerekmektedir. Çünkü şizoid kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerin gerçeklikle olan bağlantısında bir sorun yoktur.

Şizoid Kişilik Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Bu kişilik bozukluğunun tanısını psikolog ya da psikiyatr gibi zihinsel sağlık açısından alanında uzman kişilerin koyması gerekmektedir. Bu tip bir teşhisi herhangi bir konudaki sağlık uzmanının ya da bir başkasının koyması, olası hatalara yol açabilmektedir.

Eğer şizoid kişilik bozukluğuna sahip bir yakınınız var ise, tedaviye yönlendirmeniz konusunda, büyük olasılıkla zorluk çekiyor olabilirsiniz. Bu kişilerin tedaviye karar verebilmeleri için hayatını ciddi anlamda etkileyecek bir olay yaşamaları gerekmektedir. Teşhis, psikolog veya psikiyatrist tarafından belirtiler, yaşam öyküleri ve kişilik bozuklukları konusunda yapılan testler ile belirlenebilmektedir.

Şizoid Kişilik Bozukluğunda Tedavi Süreci Nasıl İşler?

Kişilik bozukluklarının yapıları itibariyle, tedavinin zorlu bir süreç olarak ilerlediğini söyleyebiliriz. Öncelikle bu konuda psikoterapinin tartışılamaz derecede faydalı olduğunu göz ardı edemeyiz. Bu noktada psikoterapi, çözüm odaklı olarak ilerlemektedir. Şizoid Kişilik Bozukluğuna sahip bir kişinin duygular ve hisler konusunda donuk kaldığını söylemiştik. Bu nedenle psikolog ile aralarında kurulan ilişki yavaş gelişmektedir. Bu nedenle psikolog ilk başta, güven ilişkisini kurmayı amaçlamakta ve aralarındaki ilişkiyi arttırmayı amaçlamaktadır. Bunun yanında intihar düşüncesi ve depresif belirtileri olan hastalar için, bir psikiyatrist tarafından belirlenen ilaç kullanımı da önerilmektedir.

 

Yorum Yapınız