Genel

Multitasking nedir?

Multitasking ile aslında çoktandır tanışıyorsun. Yani aynı anda birden fazla işi yapmak veya yapabilmek. Annelerimiz “Eli işte, gözü oynaşta” da derler ya, işte o. Aslında bir sorun da olabilir, beceri de. Doğru kullanılması çok önemli. Yemek yerken televizyon izlemek en hoşuna gidecek örnek olabilir.

Bundan on ya da yirmi yıl önce insanların bu kadar acelesi yoktu. Ama iletişim senin gittiğin her yere gelmeye başlayınca, sözde özgürlüğün sana işlerini ve sorumluluklarını da getirdi. Hepsi sana yapışık geziyor. Evde oturup “0h, artık işte değilim” dediğin anda patronun ya da iş arkadaşın “E-mail attım, baksana” diyor. Ya da belki tatilde tabletten çalışmaya devam ediyorsun.

Hayal etsene, internet yok, cep telefonu yok. Gerçekten 1980 yılında yoktu, çoklu görev derdi de yoktu. Peki şimdi niye zaman bu kadar az? Neden herkesin acelesi var? Neden 24 saat hiçbirimize yetmiyor? Çünkü zaman emici vampirler çok. Zaman demişken bu kitaptaki “Zaman Yönetimi” bölümü, senin için iyi bir rehber olacaktır.

Çoklu işlemci kullanmak veya çoklu görev yapmak birbiriyle çok fazla karıştırılır. Aslında multiprocessing ile multitasking farklı kavramlardır. Bilişim açısından baktığımızda, multitasking tek bir işlemcinin birden fazla işi yürütmesi iken multiprocessing’de birden fazla işlemci birden fazla işi yürütmektedir.

Yani aslında multitasking senin, bütün işlerini hiç yorulmadan ve sıkılmadan sırayla yapabilmendir. Multiprocessing ise gerçek anlamda birden fazla işi aynı anda yapabilmendir. Doğru kullanabilirsen, ikisi de süper güç.

Şimdi burada “aynı anda” kavramını ve “birden fazla işi” doğru tanımlamalıyız.

Yürürken sakız çiğnemek mi?

Yürürken gazete okumak mı?

Araba sürerken sigara içip, Whatsapp’tan trip atıp, Yandex’ten trafik ve yol takibi yapıp, selektör ile yolisterken ne yesem diye düşünmek mi?

Bir diğer soru ise gerekli ve faydalı mı?

Yani seri ve art arda üç işin yapılması ile aynı anda yapılması zamandan kazandırır mı? Zaman kazandırırsa verim düşer mi?

Beynin nasıl çalıştığını hatırlayalım. Sen ne zaman ki bir işi başardın, beyin dopamin salgılar ve sen mutlu olursun. Eğer 3 işi 10 dakika süreler ile bitirirsen, beynin her 10 dakikada bir dopamin salgılar ve sık mutlu olursun. Ama 3 tane işi aynı anda ilerletirsen işte o zaman dopaminlerin hepsi 30 dakika sonraya erteleniyor ve beyin mutlu olamıyor, sıkılıyor. İşte bu dopamin, senin elindeki işi bitirince mutlu olman demek.

Bizim beyinde de bazı işler aynı anda yapılır, bazı işler ise sürekli hazırda bekler. Bu da strese sebep olur. Çünkü sırada bekleyen iş demek, askıda olan dopamin demek.

Erkekler konuşurken fazla bir şey yapmayı sevmezler. Kadınlar ise aynı anda birden fazla iletişim kanalı kullanırken bir yandan da çalışabilir. Aslında bunu yapabilmek için çok işlemcili beyin gerekiyor. Yani beyniniz de eğitilmeli.

Biz buna okul yıllarında başlarız, örneğin, kulaklıkla müzik dinleyerek ders çalışmak. Şimdi şunu unutmamalıyız. Sözlü müzik ile ders çalışılmaz. Meditasyon müzikleri gibi çok sakin müzikler de uykunu getirebilir. Bize orta karar ve kafanı meşgul etmeyecek bir melodi lazım. Zaten bir süre sonra beşin müziği dinlemeyi bırakacaktır. Kolunun uyuşması gibi, kulağından gelen veri de işlenmeyecektir.

Şunu unutma lütfen, beyin yeniyi sever. Her zaman yeniye öncelik verir. Bir odada öncelikle yeni ve değişen şeyleri görür. Diğerlerine alışıktır. Bir ortamdaki yeni kişiler ile ilgilenir. Merak eder, onlar dost mu, düşman mı?

Dolayısıyla sen yeni ve alışmadığın bir melodi dinlersen, jşte o zaman beyin ona odaklanacaktır. Alman gereken yeni bilgi ise ikinci sıraya girecektir. Çünkü müzik, psikolojin için daha önce-liklidir. Hangisi daha kolay? Bir şarkının sözlerini öğrenmek mi yoksa kimyasal bağları mı? Hangisi ilgi çekici? Bravo! Beynin de tam olarak böyle düşünüyor.

Burada faktör şu. Beyne gelen uyaranları, yani her türlü data-yı azaltmalıyız. Mesela diğer odadan gelen sesler, gün teyzelerinin çatal sesleri (ki meydan muharebesi gibidir), azalan oksijen, sokaktan gelen kornalar… İşte bunları azaltmak için müzik faydalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir