“Bir kere sınırı aşanın, artık sınırı yoktur” der filozof Epiktetos.

Aslında bu konuyu “Bunlar Lazım” bölümünde işlemek gerek diye düşünecek çoğu okuyan ama hayır. Haddinizi bilmek, çözmemiz gereken bir sorun.

Almanya’ya ilk gittiğimde kaldırım olmadığını görmek çok hoşuma gitmişti. Çünkü kaldırımları yüksek yapmak yerine sarı çizgiler ile sınırları belirtmişlerdi. Hepsi bu. Sarı çizgilerin ötesine asla araç geçmez. Çünkü hadlerini biliyorlar. Bizde? Arabalar kaldırıma çıkar, yayalar yolda ezilir. Çünkü haddini bilmez. Cezadan korkmaz. Toplumun genelde yaptığı hatalar, normal kabul edilir.

Aynısı insanlar için de geçerlidir. Ne yazık ki çevremizdeki insanlar bizi şekillendirir. Onların istekleri ve ortak kuralları yanlış bile olsa, doğru ve kanun olur. Bunu en güzel Türkiye’nin doğusunda görürsün. Hiç gittin mi bilmem ama benim görmediğim üç il kaldı sadece. Gördüklerim hem çok mutlu etmiştir, hem de dehşete düşürmüştür. En güzeli de, en çirkini de bu ülkede gördüm. Köyün mantıklı bulması yüzünden on dört yaşında evlendirilen kız çocukları gördüm. Bu kitabı sen okurken muhtemelen o artık iki ya da üç çocuklu bir anne. Çocukluğunu öğrenemeden haddini öğrenmiş…

Konuyu sana getirelim mi? Sen de vazgeçiyorsun. Haddini bilmemek kırmızı çizgilerdir. Duvar değildir. Ama sen o hayali duvarları görüp, haddini biliyorsun. Biraz daha rahat anlatabilmek adına örneklendirmeyi genişleteyim.

Çocukluğunda senin için dünya serbesttir ve geniştir. Her yöne koşarsın. Kimse sana şu yöne git demez. Ama büyüdükçe sana yol, yön gösterirler. Üstelik başlarda yol, beş şerittir. Özgürce istediğin şeritten gidersin. Sonra ergenlik döneminde o şerit sayısı ikiye düşer. Ya sağdan ve ailenin istediği gibi düşük hızda ve yavaş yavaş ilerlersin ya da sol şeritte hem kendi özgürlük çerçevende hem de vites yükselterek istediğin gibi ilerlersin.

Ama zamanla o iki şerit teke düşer. Hatta tren raylarına dönüşür. Bunu ya ailen yapar, ya kariyer seçimin, ya evlilik gibi bir faktör. Ama artık raylarda ve sadece tek yönde ilerlersin. Sadece belli istasyonlarda durabilirsin. Şerit değiştirmek hayaldir. Sıkı kurallar senin için raylara dönüşür. Çevrenin baskısı raylara dönüşür. Hızını artırıp yavaşlatabilirsin ama sadece hayatın raylarının götürdüğü yöne gidersin. İşte bu da haddini sana zorla bildirmektir.

Bana soracak olursan, haddini bil ama itaat etme. Çünkü insanlar sana ne yapacağını söylediği sürece onları dinlemekte de, söylenenleri uygulamamakta da özgürsün. İnsanlardan fikir al. Onlara danış ve ilgili konuları onlarla konuş. Ama lütfen kendini mecbur hissetme. Başkalarının mutluluğu için kendinden fedakârlık etme. Ailen için doğru olanı yaparken bir aile olmanın keyfini yaşa ama bunların yanı sıra kendi mutluluğunu da düşün.

Sana haddini bildirenler kim? Sana sınırlarını koyanlar, arkadaş çevren ise; değiştir! Çünkü bazı arkadaşlar onlarla aynı seviyede kalman için sana umutsuzluk satarlar. Kitapta “Yengeç Man-talitesi” bölümü var. Lütfen oku, beni daha iyi anlayacaksın. Bazı insanlar seni aşağıya çeker.

Eğer sana haddini bildiren ailen ise, o zaman ailenden daha iyisini yapabilir misin ve yapmak ister misin bir bak. Çünkü ailenden öteye adım atabilirsen, başarılı olacaksın. Bu “Ailene karşı gel” demek değil. Annen ve baban doğdukları mahallede mi yaşlanıyorlar? Baban, babasının mesleğini mi yapıyor? Senin de hayatın garanti mi bu şekilde? Memnun isen, boş ver atla bu sayfayı. Baban, dedenden kalan holdingi yönetiyorsa, ben susarım. Ama birileri sana “Avukat olup, doktor olup, sanatçı olup ne yapacaksın?” diyorsa, o zaman bir kez daha düşün haklı olup olmadıklarını.

Sana haddini bildiren en acımasız ve en kötü insana gelelim mi? Sen! Özgüvensiz sen. Hayatta sadece başarısızlıklarından ders alan sen. Bir kez yapamadın diye vazgeçen sen. Evden dışarı çıktığında kaybolurum diye, kendine saklanan sen. “Benim ne haddime ona âşık olmak?” diyen sen. “Ben kim doktor olmak kim?” diyen sen. Birkaç kez düştün diye, kalkmaya korkan sen. Özür dilerim ama sen, bize engel oluyorsun. Biz dediğim, sen ve ben. Bu kitap bittiğinde yalnız kalacaksın. Bari ben yanında iken, bir söz ver bana. Artık yapamadıkların senin sarı kaldırım çizgilerin ve rayların olmasın. İki nota basamadın diye vazgeçme gitar kursundan. Sırf dilbilgisi konuları karışık geldi diye İngilizceden bu kadar ürkme. Lütfen kendi çizdiğin çemberin dışına adım at. O haddini çizdiğin ve sınırlarını belirlediğin çemberden nefret ediyorum.

Haddini sana başkaları öğretiyorsa ve sürekli güncelliyorsa o zaman sen açık hava cezaevindesindir.

Çünkü bazen haddini öyle öğretiler ki, zamanla o kurallar ruhuna siner.

Sen öğrenilmiş çaresizlik ile camdan yapılmış o görünmez duvarlardan korkma. Aslında olmayan sınırlardan uzak durma. Haddini bilme lütfen. Kendini bil.

Haluk Tatar


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir