Stres

Günümüzün Modern Hastalığı: Stres

Günümüzün modern hastalığı en büyük sorunlarından biri de kuşkusuz stres. Bu soruna çocuklardan yetişkinlere her yaş aralığındaki bireyde rastlamak mümkün. Stresin vücutta ne gibi hasarlara yol açtığını birebir kendimde fark ettikten sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. Stresi öyle basit kafaya takmalardan, gerginliklerden ayırt edebilmek gerekir. Bunun çözümü ancak bununla gelecektir. Sınavdan bir gece önce yaşadığınız gerginlik, iş görüşmesine giderken mülakatta başarılı olamazsam gibi üzüntüler aslında stres dediğimiz olayın çok yüzeysel bir bölümünü oluşturmaktadır.

Nedir Bu Stres?

Stres, kafamızın içinde kendi kendimize kurduğumuz kaygılar, gelecekten korkma, ortada hastalık bile yokken çok sevdiğimiz insanları kaybetme korkusu, terkedilme korkusu, aidiyet hissi, ait olma çabası gibi bilinçaltımızın derinliklerinde bizim bile bilmediğimiz kadar bizi etkileyen psikolojik boşluğa düşme durumlarıdır aslında. Ben stresi bu şekilde tanımlıyorum. Yani öyle düşündüğümüz gibi yıllarca söylenegelen takma kafaya demekle çözülebilecek şeyler değildir. Zaten yaşadığımız şeyler ve düşündüklerimiz arasında bizim göremediğimiz, kendi kendine oluşan kaygılar vardır. Biz stres yaptığımızın farkında bile olmayız çoğu zaman. Basit bir şekilde örnek vermek gerekirse, başaramayacağımızı düşündüğümüzde, pes etmek istediğimizde bu ilk olarak kendini midemizde gösterir. Sindirim sorunları ya da asitlenme başlar ve farkında olmadan tüm vücudumuzu mahvederiz.

Yapmak zorunda olduğumuz bir iş öncesinde gerginlik ve heyecan yaşamamız çok normaldir. Bu kesinlikle çok yüzeysel bir strestir. Çünkü eğer bu işi başarırsak yeni yerlere gireceğiz, yeni insanlar tanıyacağız ve orada da başarılı olmak zorunda kalacağız, eğer başarısız olursak da buna çok üzüleceğiz, çevremize veya ailemize bu durumu çok zor açıklayacağız. Bilinçaltımız bunu bizden önce fark edip, gerilmemize ve heyecanlanmamıza yol açar. İşte stres asıl burada başlar. O işi yaparken, kazanırsam şöyle olur kazanamazsam şöyle olur diye farkında olmadan düşünmemiz, aslında stresin başladığı en önemli noktalardan biridir.

Hayata Stres Yapmak İçin Mi Geldik?

Birçok insan hayatta belli amaçlarımız olduğunu düşünür. Başarılı olmak, iyi biri olmak, iyi bir ebeveyn olmak, iyi bir evlat olmak, iyi bir kul olmak vs. Ben de böyle düşünenlerdenim. İyi mi yapıyoruz? Aslında dışarıdan bakıldığında bunda hiçbir kötülük yok ama bunları yapmaya çalışırken kendimizi çok yıpratıyoruz. Bundan sıkılıp kendimizi boşluklarda buluyoruz. Maddi sıkıntılar, başarılı bir öğrenci olmaya çalışmak, başarılı bir çalışan olmaya çalışmak, iyi yerlerde çalışmak derken aslında bunları kendimiz için yapmadığımızı fark ediyoruz. Çevremizde daha iyi anılmak, ailemize layık olabilmek, takdir edilmek ihtiyaçları yapmaya çalıştıklarımızın önüne geçiyor. Sadece ailemize layık olabilmek için başarılı bir öğrenci olmaya çalışıyoruz. Daha sonra sadece eğer başarısız olursam ailem çok üzülür diye düşünmeye başlıyoruz. Bu başarısızlığı getiriyor ve artık biz sadece ailemiz çok üzülüyor onlara layık bir evlat olamadım diyoruz. Bu kaçınılmaz son sadece öğrencilikte değil hayatın her alanında ve her anında böyle. Psikolojik bunalımlar, ben neden yaşıyorum hissi, çok şey öğrenmem lazım üzerimde çok sorumluluk var düşüncesi ve yalnız bunları düşünmekten problemleri çözmek için hiçbir adım atmayışımız… İşte stres…

Stresin Yol Açtıkları

Stresin vücudumuza verdiği zararlar gerçekten korkunç. Yazımda da bahsettiğim gibi en ufak bir pes etme bütün sindirim sisteminize zarar verebilir. Midede oluşan asitlenme tüm organlara zarar verebilecek kadar tehlikelidir. Oluşan hastalıklar zinciri…  Çok korkunç değil mi?

Midemde asitlenmeyle başlayan sorunlarım dağ gibi büyüyerek cildimde vitiligo hastalığına sebep oldu. Bu zincirleme bir hastalık. Karaciğer, bağırsak, zayıf bağışıklık sistemi, tiroid gibi çok sorunların yol açtığı bir durum. Üniversite hazırlık sürecinde yakalandığım psikolojik bunalımlar, kaygı gibi sorunların şu an yüzümde kendini beyaz lekeler olarak göstermesi de hayli ilginç oldu. Mideme vurdu, oradan karaciğere derken yüzüme kadar zarar verebildi. Bir de stres yapmamamı söyleyenler vardı ki tam stres yapmalık. Hala vitiligo hastasıyım, sebebini buldum çözmeye uğraşıyorum. Sebebi gerçekten stres, stresin vücuda verdiği zarar.

Neler Yapmalı?

Bu zamana kadar yaptığımız stresten kurtulmalı tabi ki öncelikle. Kaygılardan, psikolojik buhranlardan, ait olma çabalarından, sevilmeye, takdir edilmeye çalışmaktan kurtulmalı.  Bu o kadar da kolay değil. Kendinizi aşmanız gerekecek. Bıkkınlık, tembellik gibi huylarınızdan vazgeçmelisiniz. Hafta sonları yeşillikle, doğayla iç içe olmalı, yürüyüşler yapmalı, sevdiklerinizle doğa turları, piknik gibi aktiviteler düzenlemelisiniz. Unutmalısınız pek çok sıkıntınızı. Başaracağınıza inanmalısınız. Çok sıkıntılıyım diye düşünmek yerine sıkıntılardan kurtulmanın yollarını aramalısınız. Mutlu olmaya çalışmalısınız. Hobiler edinmelisiniz. Hayvanları ve çocukları sevmelisiniz. İmkanınız varsa hobi veya dil kurslarına gitmeli, yeni şeyler öğrenmelisiniz, kitap okumalısınız. Gerekirse bir uzmandan yardım almalısınız.

Bu saydıklarımın yanında vücudumuza verdiğimiz zarardan nasıl kurtulacağız peki? Onu da sağlıklı beslenerek, spor yaparak, çok su içerek çözmeliyiz. Bundan sonrası klasik şeyler. Yeter ki ‘ben aslında gerçekten böyle düşünüyormuşum, bu yüzden başaramıyormuşum, ondan böyleymiş’ diyebilmek, bunun farkına varabilmek.

Stres sadece yetişkinlerde görülmediği için çocuklara yönelik de çözüm geliştirebiliriz. En basitinden bilgisayar oyunlarından uzak tutmalıyız. Bu oyunlar onlara gerçekten çok zarar veriyor. Geçemedikleri bölümlerde yaşadıkları stresler korkunç, ailelere davranışları değişiyor, etraflarına zarar veren çocuklara dönüşüyorlar. En çok çocukken sorgulayan çocukların her sorduğuna cevap vermeye çalışmalı, bilmiyorsak bile geçiştirerek değil, beraber öğrenmeye çalışmalıyız. Onlara sevgimizi vermeliyiz, karşılıksız sevdiğimizi hissettirmeliyiz.  İnanın daha sağlıklı çocuklar yetiştiririz.

Unutmayın, kendimiz için yaşıyoruz kimse için değil. Tamam değer verdiğimiz insanlara da layık olmalıyız ama bunu hayatımızın merkezine sadece ‘birilerine layık olmam lazım’ diyerek, gece gündüz bunu düşünüp sıkıntı yaparak değil, başarmak için çabalayarak aşabiliriz.

https://www.sozsepetim.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir