Kişisel Gelişim

Geçmişin yükünden kurtulmak

Tüm şarkılar, geçmişi yad etmenin ürünüdür. Bir nevi geviş getirmedir bu… İster yerli isterse yabancı olsun, hangi şarkıyı ele alırsak alalım hepsi geçmişi anımsamanın ve bugüne yansıtmanın ürünüdür. Örnek olarak her hangi bir şarkı sözünü de alalım. Bu şarkı sözü şöyle der;

Sorma ne haldeyim!

Sorma kederdeyim.

Sorma yangınlardayım zaman zaman…

Sorma utanırım.

Sorma söyleyemem

Sorma nöbetlerdeyim, başım duman…

Bu şarkıda dile getirilen hasret, acı ve keder, tamamen geçmişi anımsamanın ürünü değil mi?

Ya da değişik bir ifadeyle, geçmişi bugüne getirmenin ve bugünde yaşatmak istemenin sonucu değil midir?

Tekrarlamak

 

Tekrarlamak; yinelemek, yinelemek, yinelemek… Geçmişte yaşadığımız ve bitmiş olan deneyimin tekrarını istemek ve tekrarlamak yani yinelemek, enerji kaybına yol açar. Çünkü bir fikre, bir ideale göre davranmışınızdır. Özgür değil!

Kendi zihnimizi seyredersek, Hoşlandığımız bir deneyimin kendini tekrarlayıp durduğunu, sürekli onu hatırlayıp, geviş getirdiğimizi görürüz. Böyle yaparak, ona olan bağımlılığımızı daha güçlendirir, onsuz olamaz hale geliriz.

Bunun yerine, geçmişte yaşadığınız bir deneyiminizi anımsayıp, zihninizde tekrarlarken, tıpkı sinema seyreder gib zihninizi seyrederseniz, o düşüncenin oluşturduğu bir duyguya sahip olduğunuzu gözlemlersiniz. Burada özlem ve acı oluşturduğunu varsayalım, bunu geldiği gibi hissedin! Derinden ve kaçmadan…

Duygunuzu hissedin, olgunlaştırın ve geçip gitmesine izin verin

Öyle ki özleminiz ya da acınız iyice artsın. Bir anda tam da acınız doruktayken, karşıt kutba geçtiğinizi, acınızın bittiğini hayretle göreceksiniz.

Böylece dolaysız olarak deney imlenen bir duygunun kendisini oluşturan düşünceyi sonlandırdığına tanık olmuşsunuzdur. Yek yaptığınız şey, duyguları reddetmeden onların gelişip, olgunlaşmasına izin vermektir. Duygunuz her ne olursa olsun onu hissetmenize, olgunlaşmasına ve geçip gitmesine izin vermektir. Duygularınızı denetlemeye, yönetmeye ya da onlardan kaçmaya çalışırsanız eğer, yaşamınızı şimdilerde olduğu gibi savaş alanına dönüştürürsünüz.

Hazza tutunmayın

Hoşlanmakta tad almakta bir sorun yoktur. Sorun, süreklilik, kalıcılık isteğidir. Bu istek yaşama terstir. Bu yüzden soruna neden olur. Tad alın, haz alın ama tekrarını isteyerek onu bugünlere ya da yarınlara taşımayın. Hazza tutunmayın. Bırakın gitsin. Yaşayın ve bitsin…

Benzer şekilde, acı duyun ama acıyı taşımayın. Yani acıdan kaçmayın. Acı duyduğunuzda onun nereden kaynaklandığını keşfedin. Bırakın acınız gelişsin. Acı iyice gelişip, kendi kendisini sonlandırsın. İşte o zaman, acınızı arasanız da bulamayacaksınız.  Bu hazları, acıları kaydeden ve yineleyen suni, insan yapımı bir zihnin ölümüdür. Artık hiçbir deneyimi kaydetmez. Deneyimler orada biter. Onu kaydeden bir merkez yoktur. Merkez devre dışıdır çünkü.

Düşüncenin nereden kaynaklandığını keşfedin

Düşüncenin izlerinin sürekli olarak silinişi, her düşünceyi sonuna kadar izlemekle mümkündür. Her düşünceyi fark etmek onu anlamak nereden kaynaklandığını keşfetmek, her düşünceyi ortaya çıktığı anda silecektir.

Her an şu anda yaşarsanız onu anımsadığınız anda silersiniz. Tümüyle şu anda yaşamak, her düşüncenin her duygunun farkında olmanızı sağlar. Zihninizi kirliliklerden tamamen arındırmak için gün boyunca tam uyanık olmanıza ihtiyaç vardır. Tam uyanıklık, yani tam dikkat size her düşünceyi anında fark edip, silecek enerjiyi verir.

Tam dikkat olduğunda zihin kayıt yapmaz. Yinelemez. Sadece algılar, görür ve harekete geçer. Tam dikkat olduğunda zihin, sorun üretmez. Sadece vardır ve farkındadır. Hem dışarıda olanların farkındadır hem de içeride olanların. Zihninizin ürettiği her duygunun ve her düşüncenin farkındadır.

Farkına vardığınız düşünce sizi esir alamaz

Farkına vardığınız düşünceler sizi esir alamazlar. Çünkü onların yıkıcılığını keşfedersiniz. Burada görmek, yapmaktır.Örneğin, kıskançlığın yıkıcılığını gördüğünüzde kıskançlı sona erer.

Öyleyese zihninizi uyandırın ve olmakta olanların hakikatini görün. Dışarıyı, dışarıda o anda olmakta olanları, içeriyi, zihninizde o anda beliren duygu ve düşünceleri  yani kendi gerçeğinizi keşfedin! O andaki düşüncenin oluşturduğu duygu hazsa, bırakın hazzınız gelişsin, kendi kendini sonlandıracaktır.

Yok eğer ecı ise, on andaki düşüncenizin oluşturduğu bu acı ise, yine aynı şeyi yapın. Bırakın acınız gelişsin; kendi kendisini sonlandıracaktır. Siz sadece izleyin. Kaçmasına izin vermeyin. Sonlanıncaya kadar zaman ayırıp, sonlanmasına izin ver. Geldiği gibi gidecektir. Bu egzersizi yaparsanız, zihniniz yinelemeyi bırakacak, şimdi de yaşamaya başlayacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir