Önce elimizde yönetecek neyimiz var, onu hesaplayayım. Bana birkaç cevap verir misin? Bakalım, sen 24 saatini veya 365 gününü ne yapıyorsun?

•    Günde kaç saat uyuyorsun? Eğer 18 yaşın üzerinde isen ve cevabın 7’den fazla ise yazık. 6 dersen seni çok severim. Birazdan bu sürenin neden önemli olduğunu anlayacaksın. Peki ikinci soruya geçelim.

•    Günde kaç saat çalışıyorsun? İş ya da ders önemli değil. Cevabın 8 ise, yanlış cevap. Okula ya da işyerine saat 09.00’da girip 17.00’de çıkış yapman demek aradaki 8 saatte çalıştığın anlamına gelmiyor, ikimiz de biliyoruz değil mi? Muhtemelen çok aktif ve yoğun şekilde 4-6 saat. Ev kadını isen de aynı süre aslında ama arada Müge Anlı var.

•    Kişisel bakım, beslenme, tuvalet gibi işlere ne kadar zaman harcıyorsun? Günde 3 kez 20 dakika yemek yesen, 1 saat gitti. Tuvalet, duş, bakım olayları vs… Hadi cömert olayım 1 saat de ona gitti.

Şimdi elimizde ne var? Tabii senin mantıklı bir insan olduğunu varsayarak; 7 saat uyku, 6 saat çalışma, 2 saat zorunlu kendine zaman. Ne yaptı? 15 saat. Geriye kaldı mı 9 saat. Bunun 2 saati okul ve işte geçsin zorunlu boş boş. Sohbet muhabbet. Hadi ona da sosyalleşme diyelim. 7 saat kaldı.

7 koca saati ne yapıyorsun? Ben ne yaptığını söyleyeyim.

• Günde 2 saati sosyal medya ve internette sana hiçbir faydası olmayan çöp bilgilere harcıyorsun. Abartıyorum değil mi? Süre tutsana, ne kadar zaman gidiyor? Instagram, Facebook, Twitter, ekşi sözlük, alışveriş siteleri, haber siteleri…

• Günde minimum 2 saat dizi izliyorsun.

• Günde 2 saat muhtemelen trafiğe gidiyor.

• Günde sadece 30 dakika aile içi sohbetler ve iletişim.

• Günde I saat telefon ile oynaşmalar. Whatsapp, sms, konuşma…

• Günde 30 dakika hayatın anlamsızlığı üzerine sızlanmak, göbek kaşımak, öylece boşluğa dalmak.

• Günde 30 dakika satın almayı hayal ettiğin ürünü incelemek. Hatta boş AVM turları…

Üstelik o 7 saatini, tüm bunları aynı anda yaparak bile yiyorsun. Tabii bunların içerisinde eğer yeni bebeğiniz olmuşsa, eh onun çaldığı zamana saygım var elbette. Ama diğer kalan zamanların çöp. Koca bir çöp.

Sadece zırvalıktan ibaret olan Türk dizilerine harcadığın 180 dakika yani 3 saat var ya, çöp! Ne o yaratıcılık özürlü senarist hak ediyor senin zamanını, ne de dini imanı reklam almak için uzun diziler çekmek olan yapımcı-yönetmen. Peki 3 dakika konuşarak çözeceğin şeyi Whatsapp üzerinden emoji doldurup 30 dakika konuşmana ne demeli? Deli misin sen ya? Araba sürerken konum atıp, hikâyesini ballandıran deli gördüm ben. Arasana! Saatlerce gıy gıy gıy yazmak niye? Bir de sanki satranç oynuyor, hep strateji… “O gördü ama cevap yazmadı, öbürü yazarken sildi, diğeri emoji atmadı.” E nasıl bu kadar bol zamanın olabilir? Peki ya o Instagram’da başkaları zamanlarını nasıl geçiriyor diye zaman geçirmen? Alışveriş yapmak için saatlerce zaman harcaman? Dünya katalog sana.

Aslında mantıklı birisi olsan ve her gün zaman kazansak ne güzel olur değil mi? Mesela:

• Her gün 8 saat yerine 6 saat uyusan? (+120 dakika)

• Whatsapp’ı silsen ve her gün 30 dakika kâr etsen? (+30 dakika)

•    3 saatlik patates diziler yerine 40 dakikalık diziler izlesen? Hem de cömerdim bak, iki bölüm art arda izleyebilirsin. (+100 dakika)

•    İnternette gezinmek için sabah ve akşam sadece 20 dakikalık iki zaman dilimi ayırsan kendine? (+80 dakika)

Uzatmayayım ama anladın sen, bak kaç dakika kârdayız. Her gün trafikte iken kitap okusan? Dizi izleyeceğine belgesel izlesen, boş oturacağına yeni insanlar tanısan ya da bir kursa gitsen?

Hiç yoksa günde 2 saatin tamamen çöp. Haftada 14 saat eder. Yani bir koca gün. Oldu mu hafta sonu sana 3 gün. Lütfen zaman yönetimi için önce çöp zamanlardan kurtul. Ha diğer yandan da bir duvar takvimi al ve onun üzerinden aylık ve yıllık planlar yap. Tüm zamanların planlı olsun. 

Zamanını çalan insanları mutlaka başka bir ölü zamana sıkıştır, örneğin yemek yerken konuş onlarla, zamandan tasarruf et. ‘önce sen ve senin zamanın!


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir