Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri, Tedavisi

Depresyon Nedir?

Bilimsel olarak depresyon kimyasal dengenin bozulmasıdır. Beyinde bulunan noradrenalin ve seratonin miktarının azalması depresyona sebep olmaktadır. Genelde yaşanan travmalar, kayıplar, üzüntü ve büyük sorunlarda yaşanan bu azalma, bunlara bağlı olmadan kendiliğinden de olabilmektedir. Ayrıca kalıtsal bir rahatsızlıktır, yani ailesinde depresyon problemi yaşayan insanlar daha dikkatli olmalıdırlar. Kadınların erkeklere göre daha fazla depresyona yatkın olduğu da bilinen bir gerçek olsa da erkeklerin alkol ve madde kullanımına daha çabuk başlayabilmesi sebebi ile erkeklerde teşhisini koymak daha uzun sürmektedir.

Depresyonun anksiyete hastalığına olan benzerliğine dikkat edilmelidir. Arasındaki farkları daha net görebilmek için anksiyete ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Depresyon teşhisi konulabilmesi için en az 2 hafta süresince duygu çökmeleri yaşanması gerekmektedir. Duygusal olarak çöken hasta karamsarlaşır ve zihinsel olarak kötü düşünmekten kendini alamaz. Vücudu ağırlar, yavaşlar ve içe kapanmalar başlar. Bir iki gün süren duygusal çöküntüler depresyon olarak adlandırılamaz. Ve depresyon belirtileri bireyden bireye değişiklik göstermektedir.

Depresyon değişik şekillerde ortaya çıkabilir:

  • Bazısında neden olmaksızın aniden ortaya çıkar
  • Bazısında stresli bir yaşam olayından sonra başlar
  • Bazen tek atak olarak yaşam boyu sürebilir
  • Bazen tekrarlayan ataklar halindedir
  • Bazen semptomların şiddetli olması ile hastalar iş yapamaz hale gelebilir
  • Bazıları ise iş yapabilir ama sürekli mutsuzluk hissederler

Aşağıdaki belirtilerden bazıları aynı anda sizde bulunuyorsa depresyon geçiriyor olabilirsiniz:

  • Kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz, çaresiz, hissetme, içinde boşluk duygusu olması
  • Karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu
  • Daha önce zevk alınan iş ve aktiviteleden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil)
  • İşte, okulda, aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması
  • Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği
  • Enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme
  • Uyku bozukluğu (uykuya dalamama,uykuyu sürdürme güçlüğü, sabah erken uyanma veya fazla uyuma şeklinde olabilir)
  • Yeme bozukluğu (iştahta azalma veya artma),
  • Nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme
  • Son zamanlarda fazla alkol almaya başlama veya yatıştırıcı ilaçları kullanma ihtiyacı hissetme
  • Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme

Depresyon tanısı almak için bu belirtilerin hepsinin birden sizde olması gerekmez. Bu şikayetlerin birkaçı aynı anda sizde bulunuyorsa doktora başvurmanız gerekir. En sık görülen belirtilerden biri uyku ve iştah bozukluğudur. Bu belirtilerin çoğu aynı anda bulunuyorsa ağır depresyondan söz edilir. Depresyon ciddi bir hastalıktır. Kendi haline bırakıldığında zaman içinde düzelebileceği gibi genelde uzun süre devam eder veya ağırlaşır. Ağır depresyonda kişi iş güç yapamaz hale gelebilir ve bu durumda intihar riski yüksektir.

Antidepresan

Uyku bozukluğu bir hastalık değildir başka hastalıklarda görülebilen bir belirtidir. Nedeninin araştırılması gerekir. Bedensel hastalıklar (astım, kalp hastalığı v.b.) nedeniyle olabileceği gibi psikiyatrik hastalıkların (depresyon, mani v.b.) çoğunda görülebilir. Depresyon hastaları sıklıkla uyku bozukluğundan yakınırlar. Bu nedenle uykusuzluk şikayetiniz varsa ve bir süredir devam ediyorsa çevrenizdeki insanların önerdiği ilaçları veya kendi başına eczaneden alınan uyku ilacını kullanmak yerine bir uzmana başvurarak altta yatan nedeni araştırmanızda fayda vardır.

ABD’de depresyon hastalarının 2/3’ü çeşitli nedenlerle tedavi görememektedir. Türkiyede bu konuda yapılmış araştırma yoktur ancak benim kanıma göre bu oran yurdumuzda çok daha yüksektir. Psikiyatriste başvurmama nedenlerinden bazıları şunlardır: hastalık bilinememekte, hastalar çevresi tarafından zayıf oldukları gerekçesi ile suçlanmakta, hastalık dolayısı ile iş güç yapamaz durumda olan hastalar yardım isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamamakta bazende yanlış tanı konup tedavi yanlış uygulanmaktadır.

Depresyon hastalarının yardım istemek için genelde yardıma ihtiyacı vardır. Depresyonun doğası gereği hastalar genelde kendiliğinden yardım istemezler. Hastalar sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar. Bu nedenle depresyonu olan hastaların aileleri, arkadaşları veya diğer hekimleri tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerekir. İntihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerekir. Halk arasında yaygın olan inanışa göre intihar düşüncesini ifade eden kişiler pek intihar etmezler. Ancak yapılan araştırmalar bu inanışın doğru olmadığını göstermiştir. Bu nedenle bir yakınınız intihar düşüncelerini sık ifade ediyorsa bunu önemseyin ve en yakın zamanda bir uzmana başvurmasına yadımcı olun. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.

DEPRESYONA YAKALANMA RİSKİNİZ NEDİR?

Yaşam boyu depresyon geçirme riski %15 dolayındadır. Kadınlarda bu oran %25’e kadar çıkmaktadır. Hemen hemen tüm toplumlarda depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır.Gebelikte, doğum sonrası dönemde ve menopozda depresyon geçirme riski artar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak kadınların hormonları bundan sorumlu olabilir. . Sürekli bedensel hastalığı olanlarda daha fazla görülür. Örneğin infertilite(kısırlık) tedavisi gören kadınlarda normal kadınlara göre iki üç kat fazla depresyon görülmektedir.

Hastaların %50’si 20-50 yaş arasındadır. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görülür. Boşanmış, ayrı yaşayan veya yalnız yaşayanlarda evlilere göre daha sıktır Sosyal çevre veya ekonomik seviye ile depresyon geçirme oranı arasında ilişki yoktur.Kütürel etkenlerle depresyon arasında ilişki yoktur.Yakın akrabalarda depresyon geçiren birilerinin olması depresyon geçirme riskini artırır.

Depresyon Tedavisi

Depresyonun nedenlerine, ailenin ve diğer sosyal desteğin mevcudiyetine ve bireyin kişisel tarzına ve tercihine bağlı olarak bir takım farklı psikoterapi tekniklerinin yararlı olduğu gösterilmiştir. Bilişsel davranışçı terapi olarak adlandırılan bir teknik, depresif bir kişinin olumsuz düşünmeyi tanımasına ve semptomları kontrol etme tekniklerini öğretmesine yardımcı olabilir.

Psikodinamik, içgörü odaklı ve kişilerarası psikoterapi de dahil olmak üzere diğer tedavi türleri, depresif insanların önemli ilişkilerde çatışmaları çözmelerine ya da semptomların arkasındaki tarihi incelemelerine yardımcı olabilir. Eğer depresyondan muzdaripseniz, hastalık hakkında yapabileceğiniz her şeyi öğrenmekten faydalanabilirsiniz.  Ayrıca, topluluğunuzda bulunabilecek destek ağlarından da yararlanabilirsiniz.

Majör depresyonlu bazı kişilerde, elektrokonvülsif tedavi (EKT) denilen bir tedavi hayat kurtarıcı bir seçenek olabilir. Bu tedavi tartışmalı ama çok etkili. ECT’de, kişinin kafa derisine bir elektriksel impuls uygulanır ve nöbet geçirerek beyne geçer. Hasta tüm prosedür için anestezi altındadır ve dikkatle izlenir. Hastanın, konvülsiyonların dışa dönük belirtilerini engellemek için prosedürden önce verildiği ve bu da yaralanmaların önlenmesine yardımcı olur. İyileşme, tedaviden sonraki birkaç gün ila haftalar arasında kademeli olarak görülür. EKT, en şiddetli depresyon formları için en hızlı ve en etkili tedavi yöntemidir ve çoğu insanda, diğer antidepresan tedavilerden daha riskli değildir.

Etiket:

Yorum Yapınız