Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?

Borderline Kişilik Bozukluğu ‘sınır kişilik bozukluğu’ olarak da adlandırılan, erken erişkinlik döneminde başlayan duygudurum değişiklikleri, sabit bir kendilik algısının yokluğu, davranış ve işlevsellikte dalgalanmalarla seyreden bir ruh sağlığı problemidir. Kişinin bu özellikleri dürtüsel davranışlara ve kişilerarası ilişkilerde yoğun problemlere yol açar.

Borderline kişilik bozukluğu 30-40 yıl öncesine kadar, diğer kişilik bozuklukları gibi, tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul ediliyordu. Son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler (özellikle nesne ilişkileri terapisi, kendilik terapisi, diyalektik davranış terapisi ve şema terapi gibi psikoterapi yaklaşımları) borderline kişilik bozukluğunu, tedavisi olmayan bir hastalık olmaktan çıkardı.

Aşağıda okuyacaklarınız, sizin için, borderline kişilik bozukluğu tedavisine dair zihin açıcı bir etki yaratacaktır.

Borderline kişilik bozukluğu belirtileri

Borderline kişilik bozukluğunun (BKB) belirtileri birçok farklı yoldan ortaya çıkmaktadır; ancak tanı için uzmanlar dokuz ana kategori belirlemiştir. Tanı konulabilmesi için bu semptomların en az beşinin görünmesi gerekmektedir. Ayrıca bu bulguların uzun süredir (genellikle ergenlik çağında başlar) yaşamın birçok alanında yaygın şekilde görülmesi gerekmektedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Süreci

Ruh hastalıklarını tanılanması ve tedavisinde deneyimli psikiyatrist, psikolog, klinik sosyal çalışmacı ya da psikiyatrik hemşire gibi bir ruh sağlığı personeli borderline kişilik bozukluğunu aşağıdakilere dayanarak belirleyebilmektedir:

  • Belirtileri tartışmak için kişi ile yüz yüze yapılan bir görüşme
  • Tedavi almak için başvuran kişiden alınan bilgilere ek olarak aile veya yakın bir arkadaştan alınan bilgi
  • Dikkatli ve ayrıntılı yapılan tıbbi muayene, diğer olası belirtilerin meydana çıkmamasına yardımcı olabilmektedir.

Tanı Koymak

Maalesef ki borderline kişilik bozukluğu çok sıklıkla yanlış tanılanmaktadır. Borderline kişilik bozukluğuna sahip bazı insanlar, yanlış bir şekilde bipolar bozukluk tanısı alabilmektedir.

Borderline kişilik bozukluğu ve bipolar bozukluk arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Fakat iki durum da sabit olmayan ruh hallerini içermektedir. Bipolar bozukluğa sahip bir birey için ruh hali değişimleri haftalar hatta aylarca sürebilmektedir. Borderline kişilik bozukluğunda görülen ruh hali değişiklikleri daha kısa ve sıklıkla bir gün içinde görülmektedir.

Borderline kişilik bozukluğunun teşhiş edilebilmesi için bir birey aşağıda belirtilen belirtilerden en az beş tanesini yaşamalıdır:

  • Terk edilme korkusu
  • İstikrarsız ya da değişen ilişkiler
  • Sabit olmayan benlik saygısı; kimlik ve benlik algısı ile mücadeleler
  • Dürtüsel veya kendine zarar veren davranışlar ( örneğin aşırı harcama, korunmasız seks, madde bağımlılığı, dikkatsiz araba kullanımı, aşırı yemek yemek)
  • İntihara eğimli davranış ya da kendine zarar verme
  • Değişik ve gelişigüzel ruh halindeki ani değişiklikler
  • Sürekli değersizlik ve üzüntü hisleri
  • Sinir problemleri (sıklıkla çılgına dönmek ya da fiziksel kavgalar gibi)
  • Stresle ilişkili paranoya veya gerçekle bağlantının kopması

Borderline kişilik bozukluğunun 9 semptomu

  • Terk edilme korkusu; BKB’li insanlar genellikle terk edilmekten veya yalnız başına olmaktan korkar. Hatta evde sevilen bir bireyin işten eve geç kalması veya hafta sonu bir yerlere yatılı gitmesi gibi şeyler bile bu korkuyu tetikleyebilir. Bu, sevilen kişiyi yakın tutmak için çılgın çabalara neden olur. Yalvarabilir, kavgalar başlatabilir, sevdiklerinin hareketlerini kıskançlıkla izleyebilir veya terk etmesini fiziksel olarak engelleyebilir. Ne yazık ki, bu davranış ters etki yapar ve yakın tutulmak istenen kişi uzaklaşır.
  • Dengesiz ilişkiler; BKB’si olan insanlar yoğun ancak kısa ömürlü ilişkilere sahiptir. Hızlı bir şekilde aşık olabilir, kendisini iyi hissettiren her yeni insana inanır ve hızlı bir şekilde hayal kırıklığına uğrayabilir. İlişkileri kusursuz ya da korkunç görünür, bunun tam arasında hiçbir şey hissedilmez. Sevgililer, arkadaşlar veya aile üyeleri, öfke ve nefret arasındaki hızlı dalgalanmalardan ötürü duygusal bir dolandırıcılık yaşıyor gibi hissedebilirler.
  • Belirsiz veya kararsız benlik; BKB’ye sahipken, benlik hissiniz genellikle kararsızdır. Bazen kendiniz hakkında iyi hissedebilirsiniz, bazen kendinizden nefret edersiniz, hatta kendinizi kötü olarak görürsünüz. Muhtemelen kim olduğunuz veya hayatta ne istediğiniz hakkında açık bir fikriniz yoktur. Sonuç olarak, işinizi, arkadaşınızı, sevgilinizi, dininizi, değerlerinizi, hedeflerinizi ve hatta cinsel kimliğinizi sıklıkla değiştirebilirsiniz.
  • Dürtüsel kendini tahrip eden davranışlar; BKB’niz varsa, özellikle de rahatsız olduğunuzda, zararlı, sansasyon arayan davranışlarla meşgul olabilirsiniz. Dürtünüzü kontrol edemeden aşırı şekilde yemek yer, pervasızca çalışır, hırsızlık yapar, riskli seks yapar ya da uyuşturucu ya da alkolle aşırı miktarda para harcarsınız. Bu riskli davranışlar, şu anda kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir, ancak uzun vadede kendinize ve çevrenizdekilere zarar verirler.
  • Kendine zarar verme; İntihar davranışı ve bilinçli kendine zarar, BKB’li kişilerde sık görülür. İntihar davranışı, intiharı düşünme, intihar hareketleri ve en az bir intihar girişimini içermektedir. Kendine zarar vermek, intihar dışında kendinize diğer zarar verme girişimlerini de kapsar. Kendine zarar vermenin yaygın biçimleri arasında kesme ve bölgesel yakma bulunur.
  • Aşırı duygusal değişimler; Kararsız duygular ve ruh halleri BKB’de sık görülür. Bir dakika mutlu hissedebilirsin, sonra birden umutsuz hissedebilirsin. Diğer insanların yönelttiği küçük şeyler seni duygusal karmaşaya itebilir. Bu ruh hali şiddetlidir, ancak genellikle birkaç dakika veya saat de sürebilen (depresyon ya da bipolar bozuklukların duygusal dalgalanmalarından farklı olarak) oldukça hızlı bir şekilde geçme eğilimindedir.
  • Kronik, boşluk duyguları; BKB’li insanlar genellikle içlerinde bir delik veya boşluk varmışçasına boşluk duygularına kapılırlar. Aşırı derecede, “hiçbir şey” veya “hiç kimse” gibi hissedebilirsiniz. Bu duygu rahatsızdır, bu yüzden boşluğu uyuşturucu, yiyecek veya cinsel ilişki gibi şeylerle doldurmaya çalışabilirsiniz. Ancak hiçbir şey gerçekten tatmin edici olmaz.
  • Patlayıcı öfke; BKB’niz varsa yoğun öfke ve kısa öfke ile mücadele edebilirsiniz. Sigortanız attığında, bağırırken veya tamamen öfke dolduğunuzda kendiniz kontrol etmekte zorluk çekebilirsiniz. Bu öfkenin her zaman dışarı doğru yönlendirilmesine dikkat etmek önemlidir. Kendinize kızmak için çok zaman harcayabilirsiniz.
  • Şüpheli veya gerçeklerden uzak hissetmek; BKB’li insanlar çoğunlukla paranoyayla veya başkalarının şüpheli düşünceleriyle mücadele ederler. Stres altındayken, gerçeklikle temasınızı kaybedebilirsiniz – gerçeklikten ayrışma olarak bilinen şey. Kendinizi, kendi vücudunuzun dışındaymış gibi hissedebilirsiniz.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Borderline kişilik bozukluğu, kişileri pek çok açıdan etkiler. Bu hastalığa sahip olan insanlar sıklıkla, dünyanın gerçekliği ile yanlış zihinsel algılarını  birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Bu durum bazılarına bir çeşit delilik gibi görünebilir. Oysa ki, borderline kişiler “deli” değildirler. Sadece, yaşadıkları duyguların yoğunluğu, onların sağlıklı bir zihinsel değerlendirmede bulunmasına engel olmaktadır.

Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar, diğerlerini sıklıkla “siyah ve beyaz” koşullarda görürler. Psikoterapi desteği alan bir danışan açısından bu durumu ele alalım. Şayet terapist, danışanı anlar, onunla ilgilenirse, danışan terapisti eksiksiz iyi (beyaz) olarak algılayabilir. Şayet aynı terapistonu ihmal eder, yanlış anlar veya danışanın hayatında sorunlar ortaya çıkarsa,  danışan aynı terapisti tamamen kötü (siyah) olarak algılayabilir. Doktorlar (veya diğer uzmanlar) her zaman bu hastalığa sahip bireylerde sıkça görülen “ya hep ya hiç” labilitesinin (değişkenliğinin) farkında olmalıdır. Ayrıca bu labiliteyi de desteklememek için dikkatli olmalıdırlar.

Borderline kişilik bozukluğu tedavisi alanında çalışan uzmanlar,  borderline kişilerle iletişimde, stabil (dengeli, açık ve net) olmayı öğrenmelidirler. Yani uzman, danışanın duygu ve düşünce labilitesine (değişkenliğine) karşı, kararlılıkla (kafası karışmadan, duygusal olarak dağılmadan) yaklaşabilmelidir.

Pek çok psikoloji profesyoneli, borderline tedavisi için çok ilgili olmazlar. Çünkü bu kişilerle çalışmak doktor veya terapistin zor duygular yaşamasına sebep olabilir.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip danışanlar, doktorundan veya terapistinden çok fazla istekte bulunabilirler. Çok fazla intihar eğiliminden bahsedebilir, kendi kendini yaralama davranışları sergileyebilirler. Bütün bunlar terapistler için zor deneyimlerdir.

Borderline tedavisi için günümüzdeki baskın seçenek psikoterapidir. (Bakınız: Psikoterapi nedir?) İlaçlar ise, ruh halinde meydana gelen ani değişimleri stabil hale getirmeye (düzenlemeye) yardımcı olarak kullanılabilmektedir. Bu konudaki tartışma, sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlarda fazla ilaç kullanımı etrafında kendini göstermektedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Psikoterapi

Psikoterapi, tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi, sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların, bu problemin üstesinden gelmelerine yardım etmek için de bir tedavi seçeneğidir. İlaçlar genellikle hastalığın bazı belirtileri için yardımcı olmasına rağmen, hastanın yeni başa çıkma becerileri öğrenmesine, duygu düzenlemesine ya da kişinin hayatında meydana gelen herhangi bir önemli değişikliğe yardımcı olamamaktadır.

Psikoterapinin genellikle öncelikli ve önemli bir hedefi, kişinin intihar etmesini önlemek için sözleşme yapmaktır. İntihar eğilimi dikkatli bir şekilde değerlendirilmeli ve tüm tedavi süresi boyunca gözlemlenmelidir. Eğer intiharla ilgili hisler şiddetli ise, ilaç tedavisi ve hastahanede tedavi ciddi olarak düşünülmelidir.

En başarılı ve etkili psikoterapi yaklaşımı, Marsha Linehan’nın Diyalektik Davranış Terapisi’ne dayanmaktadır. Konuyla ilgili yapılan pek çok araştırma, bu terapi modelinin, kişinin bu hastalıkla daha iyi mücadele etmesine yardımcı olan diğer birçok psikoterapötik ve medikal yaklaşımdan daha etkili olduğunu göstermiştir.

Bu tedavi yöntemi, kişiye kendini tanıma, duygularını düzenleme ve düşüncelerini yeniden yapılandırma yoluyla, kendi hayatını, duygularını ve kendini nasıl kontrol edeceğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Bu tedavi yöntemi kapsamlı bir yöntemdir ve sıklıkla bir grup ortamında yürütülmektedir.

Bu terapi yöntemi, öğrenilen beceriler yeni ve karmaşık olduğu için, yeni kavramları öğrenmekte zorluk çekebilecek kişiler için uygun olmayabilir.

Tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi, sınır kişilik bozukluğu da doğası itibariyle tedavisi zor bir bozukluktur. Doğası gereği kişilik bozuklukları dünya, sosyal hayat, kişilerarası ilişkiler, stres ve duygularla mücadele yaşanan sıkıntıların uzun süreli bir halidir. Özellikle kişi artan bir strese maruz kalırsa veya hayatında ondan beklenenler artarsa, uzun süreli olarak bu bozuklukla mücadele etmek zorunda kalabilir. Bu yüzden borderline kişilik bozukluğu tedavisi uzun (genel olarak en az bir yıl) sürer.

Sınır kişilik bozukluğunun tedavisinde daha az etkiye sahip diğer psikolojik tedaviler, sosyal öğrenme teorisine ve çatışma çözümüne odaklanan yöntemleri içermektedirler. Fakat bu çözüm odaklı terapi çeşitleri sıklıkla bu hastalıktan acı çeken insanların esas sorununu ihmal etmektedir. Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların esas sorunu, bozuk bilişleri (düşünce yapıları) yüzünden hayatlarındaki önemli insanlara karşı uygun duyguları ifade etmekte zorlanmalarıdır.

Hangi terapi yönteminin benimsendiğinin bir önemi olmaksızın, terapide yapılandırılmış bir terapötik ortam sağlamak önemlidir. Danışanın danışmanı ile arasındaki uygun ve iyi tanımlanmış sınırlar terapi başlangıcında dikkatlice anlatılmalıdır. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar sıklıkla terapistin veya profesyonelin sınırları ile terapi sırasında uğraşır ve bu sınırları test ederler.

Danışan uygunsuz olduğu düşünülen bir davranış sergilediğinde, klinisyenlerin hastaya karşı olan hislerinin özellikle farkında olmaları gerekmektedir.

Sınır kişilik bozukluğuna sahip bireyler sıklıkla ve adaletsiz bir biçimde geniş bir ruh sağlı profesyoneli tarafından negatif ayrımcılığa uğramaktadır. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip hastalar “sorun yaratan”lar olarak görülmektedir. Bu hastaların gerçekten diğer birçok hastadan daha fazla ilgiye ihtiyacı olabilmesine rağmen, davranışları hastalık sebebi ile oluşmaktadır. Doktor Phillip W. Long ayrıca şunu söylemektedir:

“Terapötik ittifak, hastanın gerçek deneyimlerinin içinde terapist ve tedavi ile şekillenmelidir. Terapist, tekrarlanan ilkel öfke, güvensizlik ve korku davranışlarını tolere edebilmelidir.

Terapi müdahalelerinin, borderline kişinin sorunlarının devamına yol açacak sonuçlara yol açmamasına dikkat edilmelidir. Keşfetme nihayetinde hastanın olası dağılma ve kayıpla ilgili daha az kaygılı olmasına izin vermek için olmalıdır. Terapinin amaçları bağımsız işleve yönelik yaşam kazanımlarına yönelik olmalıdır, kişiliğin bütün olarak yeniden yapılandırılmasına yönelik değil.”

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Hastane

Sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere sıklıkla hastanede müdahale edildiği görülmektedir. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip hastalar sık sık hastanelerin acil bölümlerini ziyaret ederler ve bu ziyaretler bazen yaşadıkları ağır depresyon sebebi ile, yatan hasta ünitelerinde gerçekleşir.

Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar sıklıkla kendilerini hastanelerin acil servislerinde bulabilirler. Hasta için acil servis kriz müdahalesi için acil bir kaynak olmasına rağmen, acil odasında tedavi masraflıdır.

Düzenli olarak acil odasına yapılan ziyaretler caydırılmalıdır. Bunun yerine, hastalar toplum içinde (kendi kendine yardım grupları dahil olmak üzere), ek sosyal destek bulmaya teşvik edilmelidir. Ayrıca, bir alo kriz hattı, terapist, veya tedaviyi yapan doktorla doğrudan iletişime geçmek için teşvik edilmelidir.

Acil servis personeli, sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere, başka bir kurumda aynı problem sebebi ile tedavi edilen kişilere davranıldığı gibi davranmamaya dikkat etmelidirler. İlk girişim hastanın doktoru veya başlıca terapistiyle mümkün olduğunca çabuk iletişime geçmek olmalıdır. Hatta hastaya ilaç uygulamadan önce terapistiyle iletişime geçilmelidir. Çünkü, ilk olarak tedaviyi sağlayan kişi, ilaç kullanımına karşı çıkabilir. Hasta acil servise geldiğinde ve ilk destek aldığı kişiye gitmesi üzerine taburcu edildiğinde, hastalığın etkili tedavisi için kriz yönetimi genellikle anahtar bir bileşen olmalıdır.

Yatakta tedavi, sıklıkla grup veya bireysel olarak gerçekleştirilen psikoterapinin yanında ilaç tedavisini de içeren bir şekilde gerçekleştirilir. Kişi, günlük yaşamında ve günlük işleyişinde aşırı zorluklar yaşıyorsa yatakta tedavi uygun bir tedavidir. Fakat, sınır kişilik bozukluğunun yatakta tedavisi Birleşik Devletler’de göreceli olarak enderdir. Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların hastane ortamında uzun süreli tedavisi neredeyse hiç uygun değildir. Birleşik Devletler’de sınır kişilik bozukluğu için yatakta tedavi görme süresi kişinin sigortasına bağlı olarak 3 ile 4 hafta kadardır. Bu tedavinin çok pahalı olması yatakta tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bu gibi bir tedavi biçiminin sonuçları ayrıca karışıktır. Yatakta tedavi, hastanın belirli bir dengeye ulaşması için mükemmel bir yol olmasına karşın, hastanın kişiliğinde ciddi değişiklikler elde etmek için oldukça kısa bir zamandır.

Sınır kişilik bozukluğu için yatakta tedavi yöntemleri, bireyin bağımsızlığını geliştirmeye yönelik son derece yapılandırılmış çevrelerde olmalıdır. Doktor Phillip W. Long böyle bir tedavi şeklinin amaçları için şunları söyler: “Bu tedavi şekli, rol yapmanın azalmasını, uygunsuz davranış ve hislerin açık olarak belirlenmesi ve çalışılmasını, terapötik işbirliğinin hasta ile birlikte kabul edilmesini, daha etkili kişilerarası iletişimin teşvik edilmesini, ve hem gerçek hem de aktarım ilişkilerinin hastane ortamında çalışılmasını içermektedir.”

Kısmi hastane tedavisi veya günlük tedavi yöntemleri sıklıkla sınır kişilik bozukluğuna sahip hastaların tümü için gereklidir. Kısmi olarak hastahanede yapılan tedavi veya günübirlik hastahane tedavisi kişiye kısa süreliğine güvenli bir çevreden destek alabilmesine müsade etmektedir. Genellikle bir gün boyunca süren tedavi sonrasında hasta akşam evine geri döner. Spesifik olaylarla mücadele etmede zorluk ya da artan stresin yaşandığı zamanlarda bu çeşit bir tedavi daha uygun olmaktadır. Ayrıca bu tedavi yöntemi birçok insan için tam zamanlı yatakta tedaviden daha sağlıklıdır.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Doktor Phillip W. Long:

“Kısa süreli etkin olan psikozlar boyunca, antipsikotik ilaçlar faydalı olabilir. Fakat bu ilaçlar esas olarak tedaviye yardımcı ilaçlar değillerdir. Çünkü bu gibi vakalar çok sıklıkla kendini sınırlayıcı ve kısa sürelidir.
Bununla birlikte açık olan şudur ki yüksek güçte nöroleptik ilaçların (örneğin haloperidol) az dozları dağınık düşünce ve bazı psikotik belirtiler için yararlı olabilir. Nöroleptikler bazı durumlarda depresyon için uygundur. Nöroleptikler yukarıda bahsedilen psikotik belirtiler için özellikle önerilmektedir. Kontrol altına alınması gereken öfkeye sahip hastalar için de bu ilaçlar önerilir. İlaç dozları genel olarak düşüktür ve yeterli psikososyol müdahale olmadan ilaç verilmemelidir.”

Depresyon ve anksiyete (kaygı, endişe) için kullanılan ilaçlar, hastanın tedavisi boyunca uygun görülen zamanlarda gerekli olabilmektedir. Örneğin, eğer bir hasta şiddetli intihar düşüncesi ve niyeti gösteriyorsa, klinisyen hastanın bu fikri ile mücadele etmesine yardımcı olmak için uygun antidepresan ilacı yazmayı ciddi olarak düşünmelidir. Bununla birlikte, bu çeşit bir ilaç tedavisi uzun süreli olmamalıdır. Çünkü birçok kaygı ve depresyon durumu kişinin hayatını hızlıca etkileyen ve sonra etkisini kaybeden durumsal faktörlere bağlı olarak kısa sürelidir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Kendine Yardım

Sınır kişilik bozukluğunun tedavisinde kendi kendine yardım metodları, medikal profesyoneller tarafından sıklıkla gözden kaçırılmaktadır. Çünkü çok az sayıda profesyonel bu metodlarla ilgilenir. Bununla birlikte, sınır kişilik bozukluğuna sahip bireyi ek sosyal destek sağlaması için teşvik etmek tedavinin önemli bir yönüdür. Dünyada birçok toplumda, sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere sahip oldukları ortak deneyim ve hislerini paylaşmalarına yardım için çalışan birçok destek grubu bulunmaktadır.

Hastalar grupta tanıştıkları diğer insanlarla birlikte yeni baş etme becerileri ve duygu regulasyonu (düzenlemesi) için uğraşmaya teşvik edilebilinir. Bu destek grupları, bireyin beceri edinmesi, gelişmesi ve daha sağlıklı sosyal ilişkilere sahip olması konusunda önemli bir nokta olabilir.

Yorum Yapınız