Birini tanımak ile ilgili internet üzerinde o kadar saçma sapan anketler ve sorular var ki ben bile şaşırıyorum. İnternete hemen gir ve “Birini tanımak için sorular” yaz, hemen ilk 3 sırada çıkan linklere tıkla, aşağıdakileri göreceksin. Bak şaka yapmıyorum sorular şunlar:

En çok keyif aldığınız iç mekân/dış mekân aktivitesi nedir?

Yani ormanda mı, yoksa evinde gazozla mı taciz ediyorsun? Bu nasıl bir sorudur? İlk buluşmada bunu sormak, hangi IQ fukarasının fikridir?

Yapmayı en çok sevmediğiniz iş nedir?

Bu kadar olumsuz, bu kadar “Ben sıkıcıyım” sorusu olmaz. Sakın bunu kimseye sorma.

Vücudunuzun en çok sevdiğiniz bölgesi nedir?

Türkçesi: “Are you sex?” Oldu olacak sen çıkart göster en sevdiğin yerini. Dünya fetiş derneği buluşması değilse, o kadar gereksiz bir soru ki.

En son elini tuttuğunuz kişi kim?

Yok ananın gözü. Oturup eski sevgiliyi anlatınca mutlu olacak kadar mazoşist misin? Nasıl bir fantezidir bu?

Peki bu saçmalıklardan uzak durarak, biz ne yapmalıyız konusuna gelelim. Soru-cevap ya da anket değil de, davranışlar ile sınayalım lütfen. Daha insansı olacaktır.

Öncelikle cömert ol, dahasını bekliyorsa teşekkür edip karşılık vermek yerine, uzaklaş.

Senden ne sıklıkla iyilikler istiyor? Bunları görevinmiş gibi yansıtıyor mu sana? Onu hayal kırıklığına uğrattığını ima ediyor mu? Bir şeyi yapamazsan canın sağ oluyor mu?

Tanımaya çalıştığın insanın sadece sözlerine, konuşma şekline, vaatlerine odaklanırsan o zaman resmin tamamını göremezsin. Kendi sevmek istediğin insanı görmeye başlarsın.

Başkalarının onun hakkındaki fikirlerini dinle. En iyi ve en kötü olanları sil. Sonra ortalamaya bak lütfen.

Onunla iken oy hakkın yüzde kaç? Kaç kez senin istediğin filme gidiliyor ya da senin istediklerin ne derece öncelikli?

Ne kadar üretken? Fikir üretmek, kastım… Seninle yeni bir yere gitmeye, sana yeni bir şeyler sunmaya, hayatına yeni renkler katmaya ne kadar aç? Üretici mi, sadece tüketici mi? Yemek yapmayı sevmesi bile bir fikirdir. Üretkenliğini gösterir.

Eleştiri konusunda da önemli bu. Üretici mi, tüketici mi? Sadece bir şeyleri kötülemeyi seviyorsa uzak dur ondan.

Senden utanıyor mu? Yoksa seninle arkadaş gruplarında olmayı seviyor mu? Başkalarının yanında seni kullanıyor mu? Siz mi oluyorsunuz?

Seni ne kadar tanıyor? Bak, sen onu demiyorum. O seni ne kadar tanıyor? Sıkıldığın ortamlara sürüklüyor mu seni? Seni öğrenebiliyor mu? Aynı hatayı ikinci kez yapmamayı başarıyor mu?

Gözlerini hatırlıyor musun? Bak bu çok önemli işte. Gözlerinin içini bildiğin insanı tanıyabilirsin ancak. Rengini demiyorum, içini. Gözünden beynine akabilecek kadar baktığın insanı tanırsın. Sevgili olmak değil mesele. Arkadaşının dahi gözlerini ezberliyorsan, işte o dostundur. O senin tanıdığındır, insan gözleriyle, kelimelerle olduğu kadar kolay yalan söyleyemez.

Kredin ne kadar? Sana sabrı ne kadar? Saçma sapan bir yere götür onu. Geliyor mu? Boş araziye gidip taşla kafanızı ezdirme tabii. Ama onun tarzına uymayan bir yere götür. Ne kadar dayanabiliyor? Dayanamıyorsa, ne kadar dürüstçe bunu söylüyor?

Ve işte bu. Sana genelde ne kadar dürüst Seninle başarısızlığını paylaşıyor mu? En çok neyinden utandığını biliyor musun? Başkalarından gizlemek istediklerini biliyor musun? Biliyor musun aslında içindeki çocuğun kim olduğunu?

Son dilim pideyi, pizzayı kim gömüyor? Sen mi, o mu? Paylaşıyor musunuz? Hesaplar hep senden mi? Sen nesin? Veznedar mı, fedakâr mı, annesi misin, babası mısın, nesin sence?

Kırgınlık, küskünlük ne sıklıkta? Trip tasması ile gezdiriyor mu ilişkinizi? Sürekli kurallar koyuyor mu? ikilemde kalıyor musun?

Ya ben ya o… Ya şu ya bu… Şu olmazsa beni sil… Var mı bunlardan birkaç doz sizde?

Beraber zaman geçirmeniz nasıl? İlişkiniz size bir şey katıyor mu? Yoksa sadece sinema perdesine bakarak zaman mı öldürüyorsunuz? Seninle geçirdiği zamanı bir şeye mi denk getiriyor? Zaten gitmek istediği bir yere giderken…

iyimser mi, kötümser mi? Hayalci mi? “Her şey ne kadar harika!” diye kafası güzel gezenden de, “Bu dünya cehennem!’ diyen arabesk ruhtan da sana fayda gelmez. Haritanı şaşırırsın.

Senden beklentisi ne? Senin ondan ne? Beklentiniz sadece dostluk ise güzel. Ama çıkar ise ve o çıkar çıkmaz ise ne olacak?

Seni sınırlıyor mu? Yeni insan tanımana izin vermeyip kendi yaşam kutusu içinde mi boğuyor? Yoksa beraber yeni güzel ilişkiler kuruyor musunuz?

Aşk, sevgililik gibi şeyler sizi inceltiyor mu’ Ya da üçüncü birisi aranıza girince 2+1 mi oluyorsunuz, 1+1+1 mi, 3 mü?

Peki yol ayrımları’ Belki iş bayatı, farklı üniversiteler, farklı şehirler, zaman dilimleri sizi kısa ya da uzun süreli ayırıyor. Bu esnada ne oluyorsunuz? Ne kadar kopuyorsunuz? Ya da kopmuyorsanız, diğeri için aşın esneyen hanginiz?

Konuştuğunuz konular ne? Onu mu, seni mi konuşuyorsunuz? Yoksa 1/4 sen, 1/4 o, 1/4 ortak geçmiş ve 1/4 gelecek mi? İşte bu mükemmel orandır.

Yokluğunu ver ona. Evet, bakalım kaç gün sonra aklına geleceksin. Sana gel mi diyecek, sana mı koşarak gelecek? Dozu artır bakalım, ne olacak.

Peki çatışmalarda ses yükseliyor mu? Yoksa birisi alttan mı alıyor?

Birini nasıl tanırsan tanı, şunu unutma, aslında kötü ya da iyi insanlar olması değil mesele. Önemli olan senin o insanlara ne kadar zaman harcadığın. Uzun zaman kendince çabalarsın ilişkinizi ayakta tutmak için, ona yardım etmek için ve bir gün giderken sana der ki: “Sen beni tanımamışsın, ben buydum ve buyum. Ayn-ca yaptıklarını sen istedin, ben senden yapmanı istemedim.”

işte bu yüzden geç olmadan tanı. Hayal ettiğin kişiyi görmeyi kes ve onu biraz olsun gerçekten tanı.

Halık Tatar


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir