Modern Psikoloji

Bilişsel Çelişki Nedir?

2012 yılında Maya takvimine göre kıyamet kopuyordu. Bu kitabı yazabildiğime göre çok da iyi bir tahmin değildi. Aslında Maya takvimi bitiyordu diyelim. Birçok kıyamet meraklısı, bunu dünyanın sonu olarak yorumlamayı istedi. Dünyada sadece iki yerin kıyametten kurtulacağına inanıyorlardı, (Neden böyle olduğunu sorma.) Fransa’da Bugarach köyü ve Türkiye’de Şirince köyü. Rivayete göre Hz. İsa Maden Dağına dev bir gemi ile inip inananları kurtaracaktı. Şirince köyü günler öncesinden doldu. İnanılmaz bir ilgi gören köyde, turizm patlaması yaşadık. İlginç şekilde köyün imamı da ortadan kayboldu. Ama bıı ilk değildi. Bahsedilen gemi de gelmedi.

ABD’li “Seekers” (Arayanlar) tarikatı, 21 Aralık 1954 sabahı büyük bir selin, dünyanın sonunu getireceğine inanıyordu. “Arayanlar’ın şarlatan lideri Marian Keech’in uydurduğu kehanete inanan tarikat üyeleri “kıyamet öncesi” 20 Aralık 1954’te Keech’in evinde topladı. Böylesine bir saçmalığa inananlar, sabaha karşı sel dünyayı yok ederken, inananları kurtarmaya gelecek olan uzay aracına yalnızca kendilerinin binip gideceklerine ve tüm dünyanın, bir sel ile yok olacağına eminlerdi. Bu üyelerin nasıl bu kadar derin şekilde ikna edildiklerini merak eden ve gizlice tarikata katılmış olan psikolog Leon Festinger da bu gruba araştırmaları için katılmıştır.

20 Aralık 1954’te vakit gece yarısını geçer, tabii ki ortada ne sel felaketi vardır nc de onları kurtarmaya gelecek olan uzay gemisi. Geleceği görebilen muhteşem tarikat liderleri Marian Keech’in kehaneti doğru çıkmamıştır. Kıyamete hazırlanırken her şeylerini satmış olan tarikat üyeleri ortada kalmışlardır. Şimdi sen sanacaksın ki tarikat dağıldı. Aksine, daha da güçlendi. Nasıl mı? Keech’e o gün sabaha karşı kutsal bir güncelleme mesajı gelir. Allah, tarikat üyelerinin iyi niyeti sonucunda dünyayı yok etmekten vazgeçmiştir. Kimse de demez ki: “Madem iptal olabiliyordu, biz neden uzay gemisi bekledik?” Festinger ve meslektaşları Arayanlar tarikatı üzerine “Kehanet Yanlış Çıktığında” (1956) isimli detaylı bir inceleme yaptı.

Sanma ki bu cehalet sadece 1960’lı yıllarda kaldı. Günümüzde kıyamet sığınakları satılıyor. Yeraltına gömülü bu sığınaklar nükleer saldırı, zombiler, depremler, seller ve diğer tüm tehlikelere dayanacak kalitede, tabii eğer

inanırsan, içinde 3 yıllık erzak da ücretsiz geliyor. Peki dünyanın sonu gelmişken, 3 yıl fazla yaşasan ne olacak?

ABD’li sosyal psikolog I.eoıı Festiııger bu araştırmaları sonucunda, dünyayı yeni bir kavram ile tanıştırdı: “Bilişsel çelişki.”

Şimdi bilişsel çelişkiyi daha anlaşılır olarak örneklendirmek gerekirse, diyelim ki sen Aslıyı seviyorsun. Ama öğrendin ki Aslının küçük şeyleri çalma huyu var. Bu bir psikolojik bozukluk. Şimdi buradaki bilişsel çelişki nedir? Senin hırsızlıktan hoşlanmaman ama Aslıdan hoşlanman. Hayat sana ikisini bir arada sunuyor, Şimdi ne yapacaksın? Sevmediğin bir huyu yüzünden sevdiğin kişiden uzak duracak mısın? Çünkü Aslı değişmiyor.

insan, birçok değere sahip olabilir, Futbol takımı taraftarlığı, bir dine dahil olma, siyasi bir partiyi tutma gibi genel toplumsal bir konu olabileceği gibi; daha özel birtakım konular da olabilir, örneğin, komşusu haklımdaki düşünceleri, sevdiği bir yemek hakkındaki önyargıları vs…

Eğer bir konuya tamamen inanıyorsak, onun yanlış olmasını istemeyiz. Bilişsel çelişki kuramına göre, insanlar veya toplumlar İnandıkları şeylere karşı gelen konulara saldırma eğilimindedir. Bu siyasi, politik, dini konularda da böyledir. Hatla herhangi bir somut temele sahip olmayan konularda bile bu durum böyledir. Spor fanatizmi de bir anlamda bilişsel çelişkidir. Sporun amacı takım olmak ve birliktelik kurmak İken, insanların ayrışması hatla birbirini öldürmesi çelişki değil mi?

Sana karşı söylenen olumsuz şeylerde de, eğer değiştirilmesi zor ise ya nefret edersin ya da o görüş saçmaymış gibi davranırsın. Aileden öğretilen bilgilerin bazıları yanlış olabilir. Sonuçta dünyadaki tüm anne vc babalar, çocuklarına doğru ve akılcı bilgi aktarıyor diyemeyiz. Bazı Müslümanlara göre, Hristiyanlar cehenneme gidecektir. Bazı Hristiyanlara göre ise çoğu Müslüman teröristtir. İnsanlar genellemeleri severler. Genelleme yapmak kolaydır. Saçı şu renk olanların tümü şöyledir, şu tür kıyafet giyenlerin tümü böyledir gibi saçma ve mantıksız genellemeler vardır. Bilişsel çelişki tam olarak budur. Çünkü bir gün o genellediği kesimden birisine âşık olduğunda büyük bir çelişki içinde yaşamaya mecbur kalır.

Fastfood yiyen bir diyetisyen ya da doktor da bir bilişsel çelişki örneğidir. Zararını bilir ama mutlu olmak için 

yemeye devam eder. Seni üzen birine âşık olmak da buna bir örnektir. İki durumda da insan zamanla zararların çok da önemli olmadığını savunur,

Arjantin’de olmuş bir olayı anlatacağım. İktidar hatası ile ekonomik krizde sürünen Arjantin hani… Halka soruyorlar “İktidardan memnun musunuz?” diye. İktidar yanlısı diyor ki: “Çalıyor ama çalışıyor da… Hem zaten kim gelse çalacak, bunlar daha iyi.” Bak görüyor musun, kendisinden çalınmasını nasıl umursamıyor? Çünkü kör inancı, yanlış bildiklerinin üzerine çıkıyor. Her yeni çıkan yolsuzlukta “Sorun değil” diyor. Ya da iftira olduğunu düşünüp inanmıyor.

Peki sana bir başka bilişsel çelişki. Minibüse bindin ve oturdun. Sonra şoför her durakta durup yolcu aldı ve içerisi iyice havasız oldu. Ne yaparsın? Söylenirsin. Hâlâ yolcu alıyor. Ne yaparsın? “Yeter ama biz de insanız” diyorsun değil mi? Peki ertesi gün hep dolu geçiyor minibüsler ve bir tanesi tıklım tıklımken kapıyı açtı. Şimdi ne yaparsın? İçeride adamın biri söyleniyor “Yeter ama biz de insanız” diye.

Sıraya kaynayanlara laf eden ama acelesi var ise emniyet şeridinden gitmekten de çekinmeyen insanlar vardır.

Bazı, insanlarda Android ya da Apple cihazları çılgınca savunma huyu varılır. Aslında aldığına pişmandır. Bu sadece pahalı üründe değildir aslında dandik bir tost makinesini bile kusurlarını  görmesine rağmen sanki uzay üssü almış gibi sahiplenen deli vardır. ‘Abi bu makine ekmeği yakıyor” diyorum. “E tadı öyle güzel” diyor. Ekmek arası kanser yiyor adam inadından.

Buna en güzel cevabı Mevlana vermiş “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” diye.

Daha komik bir örneği ise işe girene kadar “Ne iş olsa yapanın!’ diyen adam, işe girdikten bir süre sonra şikiyet eder “Böyle iş mi olur, eziliyorum, basarım istifayı” diye ama kriz, falan olunca p da çevresinden birileri kovulunca işine aşkı yine zirve yapar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir