Aptal Çita Sendromu Nedir?


İnsanoğlu şimdiye dek en yüksek hızı Usain Bolt ile 44,72 km/s hızla gördü. Ama Usain Bolt bu hızını sadece 20 metre, yani 1,6 saniye boyunca koruyabildi.

Bir çita ise, 120 km/s hızla kısa koşu yapabilir. 70 km/s ile 5,5 km boyunca koşabilir.

Aslan maksimum 80 km/s, kaplan maksimum 60 km/s hıza çıkarken, çita hız konusunda rekora sahiptir. Çitanın zaafı ise gece görüşünün çok iyi olmamasıdır. Bu sebeple gündüzleri avlanmak zorunda kalır. Bir çita, avlanmadan önce avını uzunca bir süre gözler. Enerjisinin %42’sini 3 saatlik bir yürüyüş ile avını bulmaya ve onu incelemeye harcar. Bunun içerisinde avının yani hedefin değişmesi payı da vardır. Çünkü avı, başka avcılardan kaçırılabilir ya da avlanabilir. Avını belirledikten sonra bir kalori hesabı yapar, harcayacağı enerjiye değip değmeyeceğine karar verir. Avını seçtikten sonra rüzgârı arkasına alacak şekilde, avına göre yüksekte kalan bir konum belirler. Kısa koşularda daha fazla hız yapabildiği için olabildiğince avına yaklaşır. Gizlenir ve bekler. Avlarının günlük rutinlerini, ne zaman savunmalarının düştüğünü, ne zaman su içmeye indiğini bilir. Çita her avlanmada %10’luk bir başarı şansı olduğunu bilir ve bunu iyi hesaplamaya çalışır.

Ne kadar enerjim var?

Gördüğüm av ne kadar mesafede ve beni fark edince ne kadar uzağa kaçabilir?

Ben onu yakalamak için ne kadar enerji harcarım?

Eğer yakalayamazsam bir sonraki sefer ya da seferler için ne kadar enerjim kalmalı?

Yani yakalamak için ne yapmalıyım ve ne zaman kovalamaktan vazgeçmeliyim?

Özetle; bir çita tüm bunlan bilerek, kendini bilerek her gün ve her an hesaplama yapar. Bunu yapmayan aptal çitalar ne yazık ki doğada hayatta kalamazlar.

Bizler de kimi zaman aptal çita sendromuna tutuluyoruz. Evet, kimi zaman biz de aptal çitalarız. Onlardan farkımız, ölmeyi bedenen değil, psikolojik olarak yapıyoruz.

Çünkü bu bir yaşam koşusudur. Yani Curriculum Vitae… Yani CV. Latince bir kelimedir ve “yaşam koşusu” anlamına gelir.

Bizler de aptal çita olduğumuz kimi zamanlarda iş hayatında hiç başarılı olma ihtimalimiz olmayan işlere heves ediyoruz. Avımızı takip etmeden koşmaya başlıyoruz. Sonra av kaçıyor. Aradaki fark açılmaya başlıyor. Hani uzaktaki araba ile yan yana gelinin ve artık iki araç da duruyor gibidir ya 1-2 saniye için. Ama sonra diğer araç gazı kökler ve onu tekrar yakalayamayacağını bilirsin. İşte onun gibi… Başarısızlık kötüdür ama daha kötüsü, senin başarısızlığı kovalamaya devam etmendir.

Çitalar gibi avımızı takip etmiyoruz. Tanımıyoruz. SWOT analizi yapmıyoruz. Fizibilite nedir, bilmiyoruz. Bunu sadece iş olarak da düşünme lütfen. İlişkilerde de aynı durum sıklıkla ortaya çıkar. Kafayı takıyorsun onu seveceğim diye. Sonra o şendeki kusuru görüp seni terk ediyor. Sen kovalamaya başlıyorsun. Olmayacağını fark etmeden arkasından koşuyorsun. Sonra? Çitanın vücut ısısı 46 derecenin üzerine çıkınca kendine zarar vermesi gibi sen de yakıyorsun sinir sistemini. Arkasından da gelsin depresyon…

Okul hayatında da yapıyorsun bazen bunu. Açıkçası ben kötü bir öğrenciydim ama bu eğitim sisteminin suçuydu, öğrenciliğimde kendimce bir sistem geliştirmiştim (ki tavsiye etmeni). Bakıyordum ki bazı derslerden kalacağım garanti. Vizelerde işi yakmışım, son atış olarak finaller kalmış. O derse çalışmayıp kalan derslere bölerdim enerjimi. Geçebilme ihtimalimin daha yüksek olduğu derslere yönelirdim. O derse son akşam yalandan bakardım. Sonra finale girerdim. Artık imece usulü geçebilirsem diye şansımı denerdim.

Bizlerin en büyük kusuru, hata yapabileceğimizi düşünmüyoruz. Çita düşünüyor. Her on avı için koşmaya başladığında, sadece bir tanesinde avını yakalayacağını biliyor ve kalorileri boş yere harcamıyor. Olmama ihtimalini de hesaba katıyor. İşte bu başan getirir. Olacağına inanacaksın ama “olmazsa ve olmadı” kavramlarını da fark edebileceksin.

Senden bağımsız şeyleri de kontrol edeceksin. Rüzgârı, mesafeyi, yüksekliği… Büyük resmi yeterince görmeden hedefine saldırmayacaksın. Hayatta her hedef, her amaç aslında çitanın avı gibidir. Sen atıldığın anda, o da senden kaçmaya başlar. Kazanacağın üniversitenin puanı o yıl yükselir, alacağın telefona zam gelir, sevdiğin kişiyi başka biri daha sever. Gerektiği yerde pes etmeyi bileceksin ki bir sonraki şans için kendi ayakların üzerinde durabilesin.

Hayat sana başka amaçlar, başka koşular ve hedefler verecektir. Hedefini değiştir ve yeniden koş! Boşa çıkan çabalarına üzülme. Çünkü onlar sayesinde 10 koşudan bir tanesi başarılı oluyor. Geriye kaldı 9 koşu. Koş, çünkü bir tanesinde avını yakalayacaksın.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir